27 Ekim 2012 Cumartesi

Rüyalarda Yaşayan Takım: Galatasaray

Ordu 2-0 Galatasaray / / Galatasaray 0-2 Braga / / Galatasaray 1-1 Eskişehir / / Gençlerbirliği 3-3 Galatasaray / / Galatasaray 1-1 CFR Cluj... Son 5 resmi maçından 2 mağlubiyet 3 beraberlik aldı Galatasaray. Hani bu yazıyı yazmak için ne kadar sabrettiğimi göstermek istedim bir yandan da.

Bu gidişatı biraz daha yakından inceleyelim hep beraber.

1) Savunma mı? O da ne demek?

Son 5 maç 9 gol yemiş Galatasaray. Neredeyse 2 gol yemiş maç başına.Ki bu maçların çoğunda da oyuna hakimken golleri gördü. Buna talihsiz , şanssız goller demeyi kabullenemem. Evet 1-2 maçta yersiniz ama 5 maçta da olursa bunun adı hata olur. Böyle savunma mı olur hocam? Rakip topu alıp orta sahaya geldiğinde kimse yok ortalarda. Melo bir yerlere saklanıyor , Selçuk desen kayıp. Hamit savunma yapacak , orası çalışacak dedik ; sağ kanat iflas etti. Balta sakat Riera olmuyor. Ujfa yok , Cris futbola yabancı. Böyle savunma olur mu be hocam, sen söyle olur mu?

2) Melo-Selçuk?

Geçen sezon ikisi birlikte 20 golü aşan ikiliden bu sezon tık yok. Ama şu bir gerçek ki geçen sezonki fantastik bir performanstı. Bu oyunculardan toplam 10 gol beklemek idealdir. Ancak şimdilik o katkıyı da vermiyorlar. Selçuk geçen seneki formunun çok uzağında. Melo zaten ayrı bir alem. Hani alınmasın , gerek yok diye yazı yazmıştım da beni ipe koymuşlardı. Ayrıca bırakın çileği orta saha bomboş dediğimde gülenler vardı. Bütün yükü bu oyuncuların çekmesi gerçekten mantıklı gelmiyor bana. 90 gün tatil yapan Melo'ya taviz verilmesi nasıl mantıklı gelmiyorsa.

3) Umut-Burak-Elmander-Baros-Sercan?

Bir ben eksiğim forvette. 5 maç 5 gol ne yazık ki. Sercan-Baros'tan umut kesilmiş. Burak'tan 35 gol atmasını bekler olmuşuz , el insaf. Bu adam bir sezonda 20 gol atar. Bu sezon da atacak , garantisini veririm. Ancak Şampiyonlar Liginde böyle olmaz. Daha bitirici , daha güvenli , daha yırtıcı bir golcü lazım. Çilek değil golcü lazım Ünal Bey.

4)Hamit Altıntop?

En büyük hayal kırıklığımdır. Hala ismiyle oynuyor. Adı Hamit olmasa işi çok zor. 2 sezondur futbol oynamıyor ve futbola gerçekten yabancılaşmış. Toparlanacağını umut ediyorum ama bu kadar kritik maçlarda şans verilmesini kabullenemiyorum. Israrla kötü oynuyor ve ben takım içindeki adalet duygusunun da zedelendiğini düşünüyorum. Alınmasını katiyen yanlış bulmuyorum. Unutulmamalı ki Real Madrid de bu adamı 1 yıl sakatken aldı.

5) 4-4-2?


Evet en büyük sorun da burda. Geçen sezon rakipler Galatasaray'ı olduğundan daha az kuvvetli görüyordu bu bir gerçek. Ancak şu an her takım önce gol yemeyelim kafasında. Orta alanı 5'leyip formsuz Selçuk-Melo'yu o alanda boğuyorlar. Ardından Galatasaray bir anda açılıyor. Defans tel tel dökülüyor sonra. Suçlu defans gibi görülüyor ama gerçekten bu haksızca. Geçen sezon 4-4-2'ye dönerek kahraman olan Fatih Terim'in bu sezon da 4-5-1'e dönerek kahraman olacağından şüphem yok.


6) Şampiyonlar Ligi?

Şampiyonlar Ligindeki her maçtaki oyundan memnunum. Ama burası farklı bir yer. Kimse oyuna bakmaz. Sonuç almanız gerekir. Sonuç alamadıktan sonra 2 ay sonra sizi sepetlerler. Sonra ne rüya kalır ne takım. Bu kadar kolay gol yiyip , bütün maç o golü çıkartmaya uğraşarak büyük takım olunmaz. Güzel futbol karın doyurmaz.

7) Nasıl oynamalı?

Evet saldıralaım , ezelim , top bizde hayat güzel ama biraz da kontrolü elde tutmak lazım. Bu sebeple en azından CL'de daha kontrollü olmak da fayda var. Özellikle Hamit'ten faydalanılacaksa orta alanda faydalanmak en makulü gibi. Ancak Yekta , Emre , Ceyhun gibi isimlere de bir göz atılsa gerçekten çok daha güzel şeyler ortaya çıkabilir. Umut'tan ise kanatta faydalanmak daha mantıklı. Aslında değil ama henüz sağlam bir kanat oyuncusu alınmadğından elimiz mecbur. Forvete de acil takviye şart. Orta saha yardımcı olursa son yılların en hızlı defans hatlarından birine sahip Galatasaray. Bütün mesele orta sahada. 

Sırada Kayseri maçı var , bakalım neler değişecek , neler oluşacak. Bahis yapacaklara tavsiyem 1. Oran düşük derlerse üst oynayabilirler. Skor tahmini 3-1 Galatasaray galibiyeti.Hadi geçmiş olsun.


Abdullah YAVUZ

 


18 Ekim 2012 Perşembe

Milli Takım "İSTİKRARI" Yakaladı!

Evet milliler 2014 Brezilya yolunda oldukça önemli bir yara aldı bu hafta. Önce hafta içi sahada rezil oyun ve Romanya mağlubiyeti , ardından Macaristan yenilgisi. Hep şikayet ettiğimiz istikrarı sonunda yakaladık. Artık devamlı olarak kaybediyoruz. Neler oluyor milli takımda, hangi taşlar yerinden oynuyor?

1) İnançsız Futbol

Hani hep deriz ya , "bizim takımlarımız yüreğiyle oynuyor , mantıklı davranmıyor" İşte artık o yüreği de kaybetmişiz. Özellikle Macaristan maçının son yarım saatini izlerken başımdan aşağıya kaynar sular döküldü sanki. Kimsenin umrunda değildi sanki maç. Herkes benim gibi izliyordu. 

2) Kadro kalitesi

Evet hep ağzımızda bir kadro kalitesi lafı , aldı başını yürüyor. Ben hayalci bir insan değilim. Kimse de boş düşlere kapılmasın , biz Hollanda'yla , Almanya'yla falan çekişemeyiz. Ama şu da bir gerçek ; biz ROMANYA ya da MACARİSTAN da değiliz! Romanya'nın en iyi oyuncusu Marica , o da Schalke'nin yedek forveti. Biz bu Macaristan'dan da asla kötü takım değiliz. Hani oynarsın oynarsın yenilirsin kimse bişey demez. Ama sahada sadece bir rezillik vardı. Milli rezillik. Gerçekten bunu kadro kalitesine bağlamayı aklım almıyor.

3) Sistem-Taktik-Seçimler

Biz , 4-2-3-1 oynamaya mecbur muyuz? Evet bu sistemi seçebiliriz , maça da başlayabilir. Ama olmuyor işte , değiştir maç içinde. Farklı bişeyler dene, ya da en azından sadece DENE! Biz sahada hiçbir şeyi denemedik. Hamit sezon başından beri formsuz işte , görmüyor mu bu insanlar. Oynayamaz mı Serkan Balcı bu takımın sağ bekinde. En azından denenemez mi? Sercan-Tunay kaliteli olsalar da devamlılıkları yok. Bu düzeyin oyuncusu değiller henüz. Olcan denenemez mi? Ama 9 sezonda 8 gol atan Aydın Yılmaz'ı denemek daha mantıklı geliyor hocaya.

Volkan Demirel'in kaleciliğine hiçbir lafım yok ama formsuz işte. Nerde Onur diye sormazlar mı? Milli kaleciler kulüp takımlarının YEDEK kalecileri. (Mert-Cenk) Birisi buranın milli takım olduğunu , en iyilerin olacağını Avcı'ya hatırlatabilir mi? Nuri Şahin'e genç diyen bir teknik ekibe sahibiz. Bence de genç , büyüsün de öyle gelsin. 

Hala stoper ikilisini bulamayan bir milli takımdan bahsediyoruz. Orta saha desen her maç farklı isimler. Forvet Allah'a emanet. Milli takımın kadrosunu ezbere saymayı bırak , her maç için 5 oyuncu tutturabilmek bile imkansız. Bu şekillde ne olur , nasıl olur kestirmek gerçekten zor.


4) Şike , şike , şike..

Şike soruşturmasını bile milli takıma bağlayanlar var. Bir de onlara İtalya örneğiyle cevap verenler: "İtalya her şike soruşturmasından sonra final oynadı" Evet öyle ama bizimle İtalya arasında bir fark var. Orda şike yapanlar cezalandırılıyor , bizde FEDERASYON BAŞKANI yapılıyor.








5) Kriz Futbolu

Ülke olarak bir geçiş dönemindeyiz. Yeni bir jenarasyon yakalamaya çalışıyoruz. Evet hepsi kabul ama oyun zora girdğinde oynayacak hiçbir futbol sistemimiz yok. Uzun vursak rakipten kalıyor , çizgiden sıfıra inemiyoruz, ortadan yeterli bindirmeler yok, biz hiçbir şey yapmıyoruz sözün özü.


6) Bak Ne Oldu Şimdi?



Romanya ve Macaristan'ın 6'şar puan gerisindeyiz. Hollanda'nın 9! İmkansız değil belki ama çok zora soktuk şansımızı bu bir gerçek. Şansımızın zora sokmak değil de hiçbir gelecek vaat etmemek kötü. Abdullah Avcı'yı göndermek sorunları çözer mi tam kestiremiyorum ama Brezilya 2014 için taze bir kan geitreceği kesin. Ama kalıcı çözümler için başka bir şey gerek. Bambaşka bir şey.

"Milli" takım dileğiyle..

Abdullah Yavuz

6 Ekim 2012 Cumartesi

El Classicoo!

İspanya'da yılın maçı! 07 Ekim Pazar günü 20.50'de! 8 Puan farkı atan Barcelona mı , kazanmak zorunda olan Real Madrid mi? Camp Nou'da yılın maçı öncesi takımların son durumları:

1) Barcelona 

Lige fırtına gibi girdiler. Sevilla ve Atletico Madrid gibi zor maçları kazanmalarını bildiler. Ama şu bir gerçek ki çok zorlanıyorlar. O eski günlerde olan maça golle başlayıp ilk yarıda 3 farkı bulan Barca sahada yok gibi. Özellikle son Atletico maçında hakemin altın tepsideki ikramını geri çevirmediler ve maçı kazandılar. Belki de en büyük sorunları savunma tandemi. Puyol kesin olarak olmayacak. Pique ise şüpheli gözüküyor. Ama ben Villonova'nın Pique'yi riske edebileceiğini düşünüyorum. Bir de Messi'nin düşüşte olduğu gerçeği var. Ancak illa ki Messi patlayacak ve o maç bu maç bence. Fabregas ise son haftaların hem formda hem çirkef ismi. Bu sefer daha istim üsütnde ve hakemlerin çok acıyacağını düşünmüyorum.

2) Real Madrid


 Lige kabus gibi bir başlangıç yaptı Real Madrid. Mourinho'nun takımlarının genel sorunudur kötü başlamak. Anck toparlama zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Tam da bu ayların içindeyiz. Ama orada da stoperde kimin oynayacağı belirsiz. Ramos'un yaşadığı sorunlar ve Varane'nın iyi oyunu  o bölgeyi biraz karıştırıyor. Mesut'un oynayacağını düşünmekle beraber Modric'e şans verebilme ihtimali de var. İşler yolunda gitmezse pimi çekilmiş el bombaları ; Pepe-Marcelo ikilisinin neler yapacağı da düşünüdürüyor. En büyük silahları yine Ronaldo. Yıldız oyuncu yine çok formda. Ajax'a hafta içi 3 gol birden atan Portekizli sinyali verdi gibi. Ayrıca oynarsa Essien de fark yaratma potansiyeline sahip bir oyuncu.

3) Nasıl bir maç bizi bekliyor?
Mourinho, Barca savunmasını bu kadar eksik yakalamışken önde baskı uygulayarak topu kazanıp doğrudan kaleye gitmek isteyecektir. Bu sebepten ötürü Barca topu oyuna sokarken sıkıntı yaşamazsa erken gol bulabilir. Ya da tam tersi Real Madrid gol bulabilir. Yani sözün özü ilk 10dk gol bekliyorum. Ondan sonra oyun kendi senaryosunu yazacaktır. Kilit oyunculardan biri Jordi Alba . Özellikle Arbeloa'nın zaaflarını etkili ve dinamik bindirmeleriyle değerlendirecektir. Real Madrid'in bu sahadan puan çıkarmak zorunda olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Ben burdan puan alacakalrını düşünüyorum. 1-3 , 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Bahisçilere tavsiyem 4-6 gol aralığıdır. Son derece zevkli ve stresli bir maç bizi bekliyor. 

Abdullah Yavuz

1 Ekim 2012 Pazartesi

Aykut Kocaman - Alex - Aziz Yıldırım

Fenerbahçe'de günlerdir yer yerinden oynuyor. Ligde alınan kötü sonuçlar , Avrupa'da Marsilya beraberliği ve Aykut - Alex - Aziz Yıldırım sorunu. Sorunları biraz derinden ele almak gerektiğini düşünürek yazıya başlıyorum. Uzunca olacak biraz.

ALEX DE SOUZA
 
Fenerbahçe'nin tarihinin en iyi yabancı futbolcusu. Yıllarca Türkiye'de kalıp bu takımın formasını sadece sırtına değil yüreğine geçirmiş bir isim ya da dışardan böyle gözüküyor. Bir Galatasaraylı olarak her derbide bizi üzmesine rağmen sevebildiğim nadir Fenerbahçeli futbolculardan. Bu sezon başına kadar karakter olarak da tartışılmayacak bir isim. Hatta bir grup taraftarın "Efsane"si. Taraftarın heykelini dikebilecek kadar çok sevdiği bir isim. Ama bir sorun yanlış giden bir şey var..

FUTBOLCU AYKUT KOCAMAN
Fenerbahçe geçmişinin en şanlı (103 gollü) şampiyonluğunuın en önemli taşlarından. (29 Gol - Gol Kralı). Belki bir çok babanın oğluna "Aykut" ismini vermesine sebep olan bir isim. 96' yılında Avni Aker'de şampiyonluğu alan isim. Onun futbolculuğunu tanımlamak için daha yüzlerce şey söylenebilir ama ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu tartışmam. Bence Alex'ten hiçbir eksiği de yoktur.Büyük bir oyuncudur Aykut Kocaman.

 
 
ANTRENÖR AYKUT KOCAMAN  

 Modern teknik adamlık anlayışını yansıtan bir isim. Oynattığı ya da oynatmayı planladığı sistem dünyadaki en geçerli sistem tartışmasız.İlk geldiği sezon Fenerbahçe ile şampiyonluğu getirdi. Burada herşey güllük gülistanlık.Soğuk bir tavrı var belki ama o bunun karakteri ve bir duruş sahibi bir insan. 


İLK HATA " 3 TEMMUZ"
Ta ki malum "3 Temmuz" sürecine kadar. İlk teknik adamlık hatası burda ortaya çıktı. Bu süreci her ne kadar iyi yönettiği düşünülse de büyük hatalar da içermekteydi. O kadar çok "3 Temmuz" demeci verdi ki artık her yenilginin her kötü sonucun bir bahanesi vardı. Alex ve Volkan da ona katılarak gerçekten ilginç demeçler verdiler. Deplasmanda çok zor maç kazanma olayını buna bağlıyorum. Sonuçta iki kupada da var olsalar da oyuncular hem mental olarak fazlaca yoruldular hem de bu demeçler ile yenilgiyi kabullenir bir tarzları ; sığınacak limanları vardı. Burda herşeye rağmen daha iddaalı , daha kendinden emin bir tutum beklerdim. Fenerbahçe'ye derin zararlar verdi.


TEKNİK HATALAR
Aykut Kocaman çoğu zaman oyuna müdahalelerde geç kaldı. Yer yer oyuncu değişiklikleri ve tercihleri ile eleştirildi. Evet bütün bunlar gerçek ama başarısız olduğuna kesinlikle katılmıyorum. Her şeyden önemlisi Fenerbahçe geleneği ya da Fenerbahçe ekolü oluşturmak yolundaki kararlı tutumunu canı gönülden destekliyorum. "Korkak" , "Futboldan Anlamıyor" diyen büyük futbol alimlerinin Vicente del Bosque'yi bu ülkeden nasıl gönderdikleri gözler önünde.

ALEX-AYKUT

Yıl 2012 oldu. Alex 35 yaşında artık. dile kolay. Realist bakmak gerekirse artık yavaştan bırakma yaşları. Şimdi çıkıp Giggs ya da Scholes'u örnek verecek insanlar. Ama şu bir gerçek ki Giggs hala takımın en çok koşan isimlerinden. Alex'in koşu temposunun yetersiz olduğu ve sistem oyuncusu olmadığı da aşikar. Ancak ben herşeyin koşmak olmadığını savunurum. Yetenek bazen bir çok şeyin önüne geçebilir. Aykut da bunun bilincinde bence. Sonuçta kendisi son derece yetenekli bir isimdi. Ayrıca Aykut Kocaman son derece dürüst de bir insan. Sezon başında açık açık konuştu. peki ne dedi Aykut Kocaman?

"ALEX'İ EKONOMİK KULLANACAĞIZ"
Peki bu açıklamada alınacak ne var?  Biri de çıkıp bana söylesin. Sen 35 yaşındasın arkadaşların 12-13km koşarken sen 6 km koşuyorsun elbette seni ekonomik kullanacak hoca. Ki geçen sene deplasmanlarda Alex'in döküldüğünü gören tek ben miyim? Ya da play-off'da Fenerbahçe'nin en çok ihtiyacı olduğu anda sahne alamayan Alex başka Alex mi? Alex'in artık 90 dakikayı çıkaramadığı aşikar değil mi? Şu an Alex'i taşıyan sadece ismi , gerçekler ortada.

ALEX-TWITTER

Bu zamana kadar profosyenelliğinden şüphe etmediğim Alex'in tweetlerini görünce hayretler içindeydim. Aykut'un onu oynatmamasına "KISKANÇLIK" diyebilecek cesareti kendinde bulabiliyordu. Bence asıl heykeli dikilmesi gereken Aykut Koacaman'dır bu oyuncuya bu kadar sabrettiği için. Alex'in profosyenelliği sorgulanır hale gelmişti artık. Fenerbahçe kaptanına yakışmıyordu böylesi açıklamalar ve ardı arkası kesilmedi bu tweetlerin.

ALKIŞ SKANDALI

Sivasspor maçında oyundan alırken Alex'i alkışlayan Aykut Kocaman. İşte o herşeye rağmen Fenerbahçe'nin menfaatlerini düşünmeye devam ediyordu. Ama ne yazık ki Alex git gide çocuklaşıyor onun yüzüne bile bakmıyordu. Gerginlik gün geçtikçe artıyor. Baroni ve Stoch'a da sıçrıyordu.

ALEX NE YAPTI BU SÜREÇTE?
Evet yakın bir zamanda Abdullah Avcı-Selçuk krizi oluştu. Bu krizden Selçuk sahaya çıktı topunu oynadı , golünü attı ve gereken yanıtı verdi sanırım. İşte profesyonelliğin gereği budur. Sahaya çıkarsın ve elinden geleni yaparsın. Alex ise skora ya da oyuna en ufak katkı yapmadı. Takımdaki arkadaşlığı da sonuna kadar bozdu ve parçaladı. Yakışmadı kaptana.

AZİZ YILDIRIM!
Bu süreçte belki de en suçlu isim. Fenerbahçe ismine 2 yılda en büyük lekeyi sürdü. Fenerbahçe'yi hırpıladı. Şike yapıp yapmamak anlamında söylemiyorum bunu. Eğer yapmadıysa kişisel olaylarına Fenerbahçe hırpalandı ve hala rahat rahat kişisel konularıyla , havuzuyla Fenerbahçe'yi yıpratıyor. Ancak kimse bunu konuşmuyor. Konuşmasınlar. Peki Alex'in oyununda değişen nedir? Evet kimsenin umurunda değil ama değişen Emre'dir. Daha önce Emre , Alex'ten öenmli dediğimde bana küfrettiler. Net küfrettiler. Çünkü topu oraya getirmek çok daha önemli. Hele Türkiye'de , topu oyuna sokamayan stoperlerle çalışıyorsanız bu çok daha önemli. Aziz Bey , Emre'nin biraz yurt dışında kalıp kafasını toparlamasını istemiş. Eee toparlasın bakalım Fener nasıl toplayacak göreceğiz bu süreçte.

ALEX NASIL OYNAR?

Eğer Alex'i kullanacaksanız birileri Alex'in yerine de koşmalıdır. Mesela Hagi oynarken Okan-Emre-Suat Hagi'nin de yerine koşardı. Bunu en iyi Marsilya maçında gördük. Alex varsa kanatlarda koşan oyuncular olmalı.(Topuz-Caner) İşte bu da modernize olmuş futbolda yok. Aykut Krasic-Stoch ikilisini kullanmak istiyor. Ee böyle olunca doğal olarak bir anda pres yapmayan , koşmayan 4 oyuncu oluyor. ( Alex-Stoch-Krasic-Sow) Bu da takıma oldukça zarar veriyor.Bir seçim yapmak zorunda kalıyor Aykut Kocaman ve kararına saygı duyulması gerekir. 

ALEX...

ve bardağı taşıran son damlaydı belki de Kasımpaşa maçı. Artık suç ya da suçlu kalmamıştı. Alex sınırları sonuna kadar zorladı ve kulüple yollarını ayırdı. Yanlış yürütüldü belki bu süreç , belki olmadı. Ama burda teknik hatalar Aykut Kocaman'dan , profesyeneillikle ilgili hatalarAlex'ten geldi. En büyük zaafı da Aziz Yıldırım gösterdi. Herkes kendine dönüp bakmalı. Ama kimse bu süreçte Aykut Kocaman'ı suçlamasın. Evet maçlarda hatalar yaptı ama bu süreç başka türlü yönetilemezdi.

Türkiye'den bir yıldız kaydı..

Abdullah Yavuz





25 Eylül 2012 Salı

Herkesin Rüyası: Önde Basmak


Sanırım dünyadaki tüm antrenörlerin en büyük hayalidir önde basmak. Eğer önde basabiliriniz top sizde değilken , rakip top çıkaramaz, oyun rakip sahada oynanır ve ve sizin oyuncularınız yalnız 40-50 metrede yorulmadan oynar. Bir de baskıyı rakibin top çıkarma becerisi olmayan stoperlerine yaparsanız tadından yenmez. Topu alır direk pozisyona girersiniz. Karşı karşıya kalırsınız. Belki kaleciye kadar baskı yaparsınız. Direk golü bulursunuz. Peki nasıl yapılır önde baskı? Bu kadar faydalıysa niye herkes yapmaz?


Sahaya çok geniş yayılıp temposu yüksek bir takım oluşturmak burda ön şart. Eee doğal olarak fizik gücü ve ikili mücadele becerisi yüksek bir takım olmak da çok önemli. Bunları söylemek kolay uygulamak zor. Özellikle Türk futbolunda daha zor. Çünkü hücumcular tek görevlerinin gol atmak ya da attırmak olduğunu düşünürken onlara defans yaptırmanız , adam kovalatmanız gerekmekte.


Özellikle Arda Turan'da bu gelişimi çok net görmekteyiz. Eğer Avrupa'da böyle büyük bir takım oynamak istiyorsanız hücumcu da olsa basmak zorundasınız. Hani Fatih Terim diyor ya "Bam Bam Bam" oynayacağız. İşte o oyunda ilerideki oyuncular ekstra efor sarfetmek zorunda.

Eee o zaman herkes önde bassın dediğinizi duyar gibiyim. İşte burada ortaya bazı sorunlar çıkıyor.

1) 10 Saniye Kuralı
Hiç Barcelona'yı izlerken bu top nasıl bu adamlarda kalıyor diye düşündünüz mü? İşte sırrı burda. Oyunu 50 metrede hatta bazen kale önünde 25-30 metrede oynayıp topu kaybettiği yerde kazanıyorlar.Baskın basanındır mantığı aslında. Hatta içinizden 10'a kadar sayın top Barcelona'nın rakibindeyken ; eğer Barca topu kazanamazsa 10 sn'de bilin ki o atak etkili olacaktır. (DENEYİN)

2) Sahada Bir Alanda Baskı Varsa ; Daha Büyük Bir Alanı Boştur.

Evet böyle de bir prensip var. Eğer siz baskıyı yapıp topu kazanamazsanız bir anda atılan HERHANGİ bir topta , bir savunma arkası bir koşuyla topu ağlarınız da görebilirsiniz. Sizi ne alan markajı , ne ofsayt taktiği ne de birebir markaj kurtarır. Barcelona'yı bile kurtarmıyor bazen. Burada alınabilicek en güzel tedbir sprinter bir stoperdir. Hatta mevcutsa sprinter iki stoper bile kullanılabilir. (Semih-Dany)

3)Rakip de baskı yaparsa? 

O zaman mükemmel bir maç izleriz :) Temposu çok yüksek ve bol gollü maç olur. 7+ bile olur.  Hızını alamazsa 10 gol bile olur. Tabi bu işin esprisi. Bu durumda orta sahadaki direnç , stoperin oyuna sokma becerisi devreye girer. Belki de uzun vurulan topları alabilen santrofor bile devreye girer. Bu konuda Premier Lig her zaman 4-5 adım öndedir. Dünyanın en yüksek tempolu futbolu orada oynanır. Belki de bu yüzden EPL seviyorum.

Total Futbol anlayışıyla beraber gelen ; önde basmak zor ama çok karlı çıkılabilecek bir olay , denenmeye değer ama eğer fizik ve mental olarak yeterli değilseniz sonuçlarına da katlanmak zorundasınız.


Abdullah Yavuz


22 Eylül 2012 Cumartesi

Hobi Olarak Yine Destekleyin..

Uzunca bir ara verdim yazmaya. Düşünüyorum ama yazmaya üşeniyorum açıkçası. Twitter'da 140 karaktere sığmıyor bunu farkettim görüşler. Yani sözün özü bloga yazmanın tadı hiç bir şeyde yok :)

Hani hep içimde kalan bir konudur Avrupa'da Türk takımı diye rakibini desteklemek, bu konuya değinmek istedim.


Her şeyden önce samimiyetsizdir Avrupa'da Türk takımı diye desteklemek. Anlaşılmazdır. Gereksizdir. Yersizdir.

İki gün önce derbide ana avrat söven kendisi değilmiş gibi çıkmış rakibini destekliyor. Hani eline geçse öldürecektin? Hani koltuk kırıp ufacık çocuğa atan sen değil miydin?  NOLDU? Ne değişti? Ya o zaman sövmeyeceksin ya da bu zaman kıvırmaycaksın arkadaş. Samimiyetsizliğin uç noktası anlayacağın.

"Hepimiz bugün Fenerbahçeliyiz /Galatasaraylıyız / Beşiktaşlıyız vs.." diyorlar. Hani daha ne kadar itici olabilir düşünün artık.

Bundan önce desteklemediğim gibi bundan sonra da sadece Türk takımı diye bir rakibimi desteklemem Avrupa'da. Her şeyden önce spor bu. Bu kadar milliyetçi bakmayı da anlamış değilim. Yersiz bulurum. Yani  sonuçta biz rakibiz değil mi? "Amaaan Türk olsun da önemli değil" mantığıyla bu işler yürümez. En azından şimdiye kadar yürümedi. Onun yerine rakip olmayı becerebilsek çok daha olumlu sonuçlar alırız.

Ülke puanı olayı var bir de. Ben destekleyince ülke puanı artacakmış. Peh. Hani insanları gaza getirmek için bence son derece zekice ama iş boş söylem. Onun yerine kendi kendimize destek olsak en azından kendi maçlarımızı kazansak ülke puanına daha fazla katkıda bulunuruz. Ya da statları yakan taraftarların çıkıp ülke puanı diye çemkirmesi de ayrı bir durumdur.

Hani ünlü biri olsam ve bunları söylesem beni yerden yere vururlar. Peki ya Avrupa'da durum nasıldır sizce? Bir Madridista'ya gidelim ve Barcelona'nın CL şampiyonluğundan mutlu olur musun diyelim. Acaba ne cevap verir. Ya da neresiiyle cevap verir mi desek?

Yanlış hatırlamıyorsam 2-3 sene önce Everton taraftarı , Liverpool'un oynayacağı bir Avrupa maçı öncesi rakip takım bayrağını stadın önüne getirip bırakmıştı. Durum bu noktadayken bu takımların Avrupa'da birbirini desteklemesi yersizdir , gereksizdir.

Desteklemeyin demiyorum hobi olarak yine destekleyin.

Abdullah Yavuz


10 Eylül 2012 Pazartesi

Yan topta "Alan" mı "Adam" mı?

Eveet son günlerin moda tartışmasına ben de katılayım dedim. Şimdi hemen ikiye bölünelim.
1)"Alanlar gol atmaz , adamlar gol atar. Top da kendi kendine gol olmaycağına göre adamı tutalım."
2)"Adamlar alana girmeden gol atamaz. Herkes kendi alanını savunsun böylece demarke futbolcu kavramı kalksın ve top karşılamada boşluk olmasın"

Evet sanki ikisi de mantıklı. Ama ikisiyle de yenilmiş goller olduğu mevcut. Modern futbolda ya da daha düzgün bir deyişle günümüz futbolunda alan markajının daha avantajlı olduğundan bahsedilir. Ben de böyle düşünüyor olsam da daha farklı bir sistemle karşınıza çıkacağım.

Biraz fark yaratalım;


Evet taktiğimiz özünde alan savunmasına dayanan fakat ; "Agresif bir şekilde topa doğru gelen daima avantajlıdır" taktiğiyle yenilen golleri engellemeyi de planlayan bir yapıya sahiptr. Şimdi tek tek sistemi daha detaylı inceleyelelim.

GK: Alan hakimiyetini sağlayacak ve gerektiğinde rol alacak.

1-2:  Süper Lig'de ön ve arka direkte oyuncu eksikliğinde yenen pek çok gol var. bkz: Van Persie'nin milli takımımıza attığı golde de arka direk oyuncusu görevini tam yerine getirmiyor. Bu bölgede beklerin kullanılması makbuldür. 2.topa kadar bu oyuncular bu pozisyondan ayrılmamalıdır. 

3-4-5-6: Bu isimler alan markajını uygulayacak oyuncularımız. Evet bu taktiğin zor kısmı oyuncuların hem top hem adam tutma kabiliyeti yüksek olmak zorunda. Ama bu alandaki durağan oyuncuları tutmak çok da zor olmayacaktır. Hele milli takım düzeyinde.

7: Yay üstünde topu uzaklaştıracak oyuncu.

8: Kontra atak arayacak oyuncu.

Evet taktiğin kırılma noktasına geliyoruz. Burada 9 ve 10 numaralı oyuncular takımımızın agresif stoperleri olacak. Tek hedefleri topa müdahele olacak olan bu isimler 6 pas çizgisinin üzerinden hızla çıkıp yandan gelen topa gidecek. Alan ya da adam markajı rolleri olmayacak yani sözün özü. Bu şekilde topların tehlike bölgesinden uzaklaştırılması da daha kolay olacak. Bu oyunculara patlayıcı da diyebiliriz.

Bir gün deneme fırsatı da bulmak dileğiyle...

Abdullah Yavuz

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kasımpaşa Geliyooor!

Sezona flaş ve bir o kadar kalite bir kadroyla başlamayı planlayan Kasımpaşa'ya bir göz atmaya ne dersin?

Yeni yapılanmasıyla birlikte pek çok kulübü imrendiren transferlere imza atan Paşalar sezona Avrupa Kupalarına katılma hedifiyle başlıyor. İşte Kasımpaşa kadrosu ve transferleri:

Kaleci

Paşa'da Kale emin ellerde! Andreas Isaksson! 139 kez milli olmuş İsveçli kaleci Isaksson ile anlaştı Kasımpaşa. 31 yaşındaki 1.99luk dev kaleci EURO2012'de İsveç milli takımının da birinci kalecisiydi. Ligimizde İsveçli sayısında da gözle görülür bir artış söz konusu. Kujovic , Holmen , Elmander ve şimdi de Isaksson. Yedek kaleci İlker Avcıbay'da ligimizin tecrübeli isimlerinden bu mevkide sıkıntı yaşamaycaklar gibi.

Defans

Savunmaya yapılan transferlerde Süper Ligin tozunu yutmuş tecrübeli isimlere yönelen Kasımpaşa defansa da çok önemli takviyeler yaptı. İlhan Eker , Volkan Yaman , Abdurrahman Dereli , Elyasa Süme isimleriyle bu mevkiyi takviyeye etti. Sancak ve Barış da geçen sezondan kalan önemli isimler. Defans dörtlüsü son derece sağlam ancak alternatif oyuncu sıkıntısı var. Bunu da aşarlarsa sıkıntısız devam edebilirler.Ayrıca yerli oyuncu tercihleri ile de hücümda yabancı oynatma haklarını saklı tuttular İdeal dörtlü:  Abdurrahman-İlhan Eker - Elyasa - Volkan Yaman

Orta Saha

Bu pozisyonu da ligimizin en iyi oyuncularında Fabian Ernst takviyesi ile güçlendirdiler. Alman panzerinin burada toparlayacı bir rol üstlenmesi bekleniyor. Ayrıca Kerem Seraş gibi tecrübeli bir oyuncuyu da kadroya kattılar. Bu pozisyona her ne kadar transfer gerekse bile geçen seneden gelen Sharmov, Dimitrov , Hüseyin Kala ve Halil Çolak isimlerinden de verim alınacatır. Orta alanın ortasında ziyade kanatlarda sıkıntı yaşaması söz konusu olabilir.

Forvet

Bu mevkiye de üst düzey bir oyuncu transferi yaptılar: Kalu UCHE! Yıllarca İspanya'nın en üst düzey kademesinde mücadele eden bir oyuncu takviye ettiler. 30 yaşındaki Nijeryalı ile 3 sezonluk kontrat yapıldı. Hızı , güçlü fiziği ve gol vuruşları ile dikkat çekiyor. Ayrıca Şahin Aygüneş gibi bir ismin de kadroda bulunması büyük bir artı.

Paşalar bu sezon Metin Diyadin önderliğinde pek bir iddialı geliyor. Benim süpriz beklediğim takımlardan. Seyir zevki vereceğinden şüphem yok. Renkli bir sezon dileğiyle..

Abdullah Yavuz

3 Ağustos 2012 Cuma

Milos KRASİC FENERBAHÇE'DE!


Fenerbahçe  birkaç sene önce CSKA'da iken talip olduğu Milos Krasic ile 4 yıllığına anlaştı. Resmi siteden de duyrulan Krasic'i biraz daha yakından tanıyalım.

Kariyeri;
Kariyerine Vojvodina'da başladı. 2004 yılında CSKA Moskova'ya transfer oldu.Sırp oyuncu Rusya’nın yolunu tuttu. 6 yıl boyunca CSKA Moskova formasını terleten Sırp yıldız, 150 maçta sahaya çıkarken 26 da gole imza attı.
2010 yılının yaz aylarında Juventus'a transfer oldu. Burada iki sezon geçiren Krasic bir de Serie A şampiyonluğu yaşadı. 
Milli takımının da vazgeçilmezlerinden olan Krasic 46 kez formasını giydiği Sırbistan Milli takımyla 3 gole imza attı.

Maliyeti?
Juventus'a 7.000.000 euro, 4 yıllık sözleşme çerçevesinde oyuncuya ödenecek yıllık garanti ücret 2.300.000 euro, maç başı ücreti 12.500 euro. 7M böyle bir oyuncuya kesinlikle değer , Fenerbahçe kesinlikle pişman olmayacaktır.

Milos Krasic?
 Hücum hattının sağ tarafında fırtına gibi bir isim. Sürati ile rakiplerin korkulu rüyası olur. Ayrıca buradan Kuyt'ın da gole daha yakın bir oyuncu olacağı da ortaya çıkıyor. Bir de Bienvenu gidecek olabilir. En azından Kuyt'ın da oraya kaymasıyla Sow, Bienvenu , Semih , Kuyt gibi 4 forveti oldu bir anda Fenerbahçe'nin. Türkiye liginde her türlü iş yapacağını düşünüyorum.Teknik, top sürme , sürat ve zeka ne arasan onda var. Ayrıca yaşı da 27. İşin özü Fenerbahçe bu sezonun en iyi transferini bitirdi. Başarılı olması dileğiyle..

İşte Milos Krasic'ten şık gol ve hareketler;




Abdullah YAVUZ

31 Temmuz 2012 Salı

Beşiktaş'ta FEDA Edilen Nedir?


Beşiktaş büyük bir maddi sıkıntının altından ödeyebileceği kontratlar imzalayarak ve öz kaynakalara yönelerek kalkmak istedi. Oyunculardan indirime gidilmesi istendi ve bazı olumlu sonuçlar da alındı. Ancak bu politika ne kadar başarılı oldu? İşte sorunlar;

1)Ricardo Quaresma sorunsalı..

Samet Aybaba ve Beşiktaş yönetimi Quaresma'yı kadrodu düşünmediklerini açıkça belirttiler ve bu konuda kararlı bir duruş sergilediler. Ancak beklenen olmadı. Quaresma'ya teklifler yağmadı ve şu an Beşiktaş'ın elinde patlamış gibi. Eğer kadroya alınmayacaksa 2 sezon daha yıllık 3.75M Euro alacağı ödenecek ya da 7.35M Euro tazminatı ödenip kulüple ilişkisi kesilecek. 

FEDA senesinde hal böyleyken başka bir çözüm gerekmez mi? İşin ilginç tarafı geçen sezon ;  “Yokluğun ne olduğunu çok iyi bilirim. ücretimde indirime gitmeye hazırım" diyen Q7 ile hiçbir görüşme yapılmamış.

Onu da bırakın henüz Samet Aybaba , Quaresma ile oturup konuşmamış bile. Quaresma'ya Aybaba hakkında ne düşündüğü sorulduğunda kendisiyle tanışma fırsatı olmadığını söylemiş. Sadece yönetimsel değil insani zaafiyetlerde var açıkçası.

Çok açık bir yönetim zayifeti ve oynamayan oyuncuya FEDA olan milyon eurolar.. Sonuçta bu oyuncu bir marka , en kötü döneminde bile Portekiz Milli Takımına seçilebiiyor. Klası da tartışılmaz. İndirime de gideceğini söylüyor. Niye bu sezon Quaresma bu takıma liderlik edip FEDA senesinde takımı uçurmasın? Eğer illaki istemiyorsan , hadi hepsini geçtim bu oyuncuyu ligin ilk yarısında bi vitrin değeri oluşturup satılamaz mıydı?

2)Matias Escude mi? Hani öz kaynaklar?

Beşiktaş Egemen'e ödenecek 1.1M Euro'yu çok bularak yollarını ayırdı ve 32 yaşındaki Fransız stoper Escude ile 900.000 Euro'ya anlaştı. Sadece 200.000 Euroluk bir fark var. Ve sahada her şeyini Feda eden Egemen'in bu sene inanılmaz ateşleyici bir güç olacağı da aşikardı. 

Ayrıca öz kaynaklardan bahseden Beşiktaş'ın Ersan , Toraman , Sezer Özmen ,Furkan Şeker ve Atınç Nukan'ın olduğu stoper bloğunu bir yabancı getirmesi bu oyuncuların forma rekabetini zorlaştıracaktır. 

3) McGregor faciası..

Beşiktaş'ın kaleci sorunu mu varmış? Cenk Gönen'e ne oldu? Yıllık 1.2M Euro ödenerek alınan bir kaleci ve Cenk'in doğru düzgün kendini geliştiremeyeceği bir sezon... Ayrıca Cenk'in yeterli bir kaleci olduğunu  ve gelecek de çok daha iyi işler yapacağına inanıyorum. Eğer bir yabancı alınacaksa bu sınıf bir kaleci olmalıydı. Beşiktaş'ın kaleci sorunu sadece yedek kaleci sorunuydu bu da Rüştü ile bir sezon daha yola devam edilerek çözülebilirdi bu yola da başvurulmadı. FEDA dendi geçildi.

4) Basına yansıyan gönderilecekler listesi;

BONSERVİSİ İLE GÖNDERİLECEKLER: BERAT ÇETİNKAYA, RIDVAN ŞİMŞEK, SEZER ÖZMEN, FURKAN ŞEKER VE CANER TURP

KİRALIKLAR: TANJU KAYHAN, BURAK KAPLAN, MERTCAN DEMİRER VE ATINÇ NUKAN

Eee FEDA sezonunnda forma şansı bulması beklenen birçok oyuncu ile yolların ayrılması kararı verildi. Rıdvan , Sezer , Furkan , Tanju , Burak, Atınç... Bir tek Muhammed takımla devam edecek gibi görünüyor. Öz kaynaklardan pek de umduğu bulamadı sanırım Beşiktaş. Yine geçmiş sezonlara benzer bir görüntüde izleyeceğiz gibi geliyor Beşiktaş'ı..

Umarım her şey yoluna girer.

Abdullah Yavuz

Bir Melo'dur...


 Günlerdir bir Melo'dur aldı yürüdü.

Tweetleri ve hiç bitmeyen tatili ile bu yaz da adından söz ettirdi.

"Bu kadar peşinden koşulcak bir oyuncu mu?" sorusu da akla gelmiyor değil.

Evet Melo geçen sene çok iyi bir sezon geçirdi ve takımı ateşledi.Fakat burası Türkiye olduğundan biraz hızlı unutuyoruz: Ya da bu bizim yapımızda var. Süper Final gibi çok kritik bir yarışa sadece 1 hafta kala Riera'yı hastahenelik eden adam da Melo değil mi? Evet burası Türkiye, başarılıysan kimsenin umrunda değil karakterin.O gün bir karar verilip yola devam edildi. Ancak bu kadar peşinden koşulmasına hiç bir anlam veremiyorum.


Melo'ya ödenecek bonservis bedeliyle aynı ayarda oyuncular bulunabileceğini de düşünüyorum.( Alacakları ile birlikte 3 yıl için 30 Milyon Euro). Ayrıca Melo'nu yine bir krize yol açmayacağını kimse bilemez. Galatasaray taraftarı bilinçlidir yani en azından böyle olduğuna inanmak istiyorum. Melo ısrarla istenecek bir oyuncu değil en azından bu saygıyı hak etmiyor. Evet ben de isterim Melo'yu görmek ancak bu kadar üzerine düşülmemeli.

Çok Melo'lar gördü bu taraftar ;  havaalanında karşılanıp , küfürlerle uğurlanan...

Abdullah Yavuz

29 Temmuz 2012 Pazar

Sheva Bıraktı! İşte Yeni Mesleği!

Andriy Shevchenko kimdir?

Ukrayna futbolunun yetiştirdiği en büyük golcülerinden olan Sheva futbola Dinamo Kiev'de başladı. Burada geçirdiği 5 sezonda da Ukrayna Lig Şampiyonluğu yaşadı ve 2 kez gol kralı oldu. Bu parlak performansın ardından İtalya'nın köklü kulübü Milan'a transfer oldu. Burada attığı 24 golle bir kez daha gol krallığı sevinci yaşadı. 2004 yılında Avrupa'da yılın oyuncusu seçildi ve Ballon d'Or'u aldı. 

 

İtalya'da; 1 Serie A şampiyonluğu, 1 İtalya Kupası, 1 İtalya Süper Kupası, 1 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, 1'de Süper Kupa zaferi yaşadı. İtalya liginde 6 sezonda 127 gol, toplamda ise Milan formasıyla 6 sezonda 296 maçta 173 gol attı. 2005/06 sezonun sonunda İngiltere'nin Chelsea takımına 31.000.000 sterlin ücretle transfer oldu. Ancak bekleneni veremedi , ardından Milan'a kiralandı. Son olarak Kiev'e geri döndü. EURO2012'de son kez sahne alarak futbolu bıraktı. 

 

Dinamo Kiev'in resmi sitesinden hayranlarına seslenen Sheva futbolu bıraktığını ve politikayla ilgilenmek istediğini açıkladı. 

 

5 güzel Sheva golü ile sizleri başbaşa bırakıyorum.


 

 

Abdullah Yavuz

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Ey Aziz Yıldırım!


Ey Aziz Yıldırım!

Elinde 1976 yılında yayınlanmış bir gazete yazısıyla ve yalnızca bir yazıyla Galatasaray’ı şikeyle suçlamasını trajikomik ve ahlaksızca buluyorum.  Daha yüzündeki pisliği temizlemeden karalama kampanyası başlatırcasına hiçbir delil mahiyeti taşımayan belgelerle(!) Galatasaray taraftarını kışkırtan tutumlarınızı sadece onursuzluk olarak değerlendiriyorum. Bu camiayı karalamak sizin şikeye, teşviğe ve binbir çeşit çete suçuna bulaşmış ellerinize düşmez , düşmeyecek de! Ayrıca aynı Hıncal Uluç’un 25 Temmuz 2011 günlü Sabah Gazetesi’nde'Fenerbahçe'ye çok yakın bir işadamı UEFA'ya 30 milyon dolarlık bağışta bulunmuş.' Diye bir yazısı da var bilgilerinize sunarım.

Kendi hakkınızdaki tapelere, balıklara , tarlalara cevap veremezken , sözde Galatasaray’ın kayıp milyon eurosunu araştırmak size düşmez. Bu paranın Rigobert Song’un alacakları için verildiği de Galatasaray yönetimi tarafından açıklanmıştır. Ayrıca Song da bu parayı aldığını kabul etmiştir. Yapılan incelemeler sonucu Galatasaray’a dair herhangi bir suç isnad edilmemiştir. Elinizdeki amigo mektubuyla adalet dağıtmak yerine , bu işin içinden onurluca çekilin o kirli ellerinizi bir daha Türk futboluna bulaştırmayın.

Ayrıca T.C İçişleri Bakanlığına ve Türk Polisine yönelik tehditkar ve bir o kadar küstah tutumunuzun nereden kaynaklandığı da merak konusu. Adeta Türk Polisini suçlu gibi gösteren tutumuzu , bir Türk vatandaşı olarak kınıyor aynayı kendinize çevirmenizi temenni ediyorum. Süper Finalin son maçında soyunma odalarına kadar inen başka takımın taraftarıymış gibi konuşmanızın altında “Polis, Fenerbahçe taraftarını kışkırtıyor” gibi komik ve küstahça bir söylemin olması sadece sizin gibi bir spor adamına yakışır. Tarih o maçı da , o olayları da yazacak sayın Aziz Yıldırım.

Siz elinizden geleni ardınıza koymayın Aziz Bey. HERKES yaptığının hesabını VE-RE-CEK! Eğer ispatlayabiliyorsanız ; kim yaptıysa bu şikeyi verin mahkemeye herkes cezasını çeksin. Ben bir Galatasaraylı olarak eğer takımım şike yapmışsa , bu işe bulaşmışsa cezasını SONUNA kadar çeksin. Şike yapan kimsenin yanında ya da arkasında değilim. Ancak kuyruğuna basılmış kedi gibi yoldan topladığınız belgelerle(!) kimseyi ama kimseyi suçlamaya zerre kadar hakkınız yoktur.

Saygılarımla

Abdullah Yavuz

27 Temmuz 2012 Cuma

Vicente del Bosque!

Hani onu ilk televizyonda gördüğüm de 7-8 yaşlarındaydım. Pek de garipsememiştim. Hani sokakta görebileceğiniz tipten bir insan, bıyıkları , gülümsemesi bizden biri gibi. Hatta biraz abartmak gerekirse Türklük de var :) Çizgili pijaması , atleti , elinde mangalıyla balkonda oturan amcaları andırıyor biraz da :) Tabi bu işin mizah kısmı. Kimdir Vicente del Bosque? Hadi bu sempatik adamı tanıyalım..

Futbolculuk kariyerine 16 yaşında R.Madrid alt yapısına seçilerek başlayan del Bosque birkaç yıl çeşitli kulüplerde kiralık oynadı. Ardından 1973'te R.Madrid A takımına yükselen del Bosque 11 sene eflatun beyazlı formayı giydi ve 5 lig şampiyonluğu yaşadı burada. Milli takımda da 18 kez formayı sırtına geçirdi. 33 yaşında formayı astı ve çok daha başarılı olacağı bir deneyime yelken açacaktı. Büyük başarılar dolu kariyere bir göz atalım.



Hayatın basamaklarını adım adım çıkan del Bosque teknik adımlıkta da pek acele etmedi. Real Madrid Castilla ile başlayan teknik adam 1994'e kadar çeşitli kademelerde Madrid ekibine hizmet etti. '94 yılından itibaren A takımın içinde bulunan del Bosque ikinci adamlık görevini yaptı. Ta ki 99-2000 sezonuna kadar. O artık tek yetkili isimdi. Raul , Guti , Casillas gibi isimleri takıma adapte etti.İlk sezon ligi 5.sırada tamamlasa da 2000-2001 Şampiyonlar ligini kazanarak ilk kupasını aldı. Bu sezon aynı zamanda lig kupasını da kaldırdı.

Artık Los Galacticos dönemiydi. Figo ve Zidane yüksek bonservis bedeliyle kadroya katılmıştı. Madrid'in 100.yılıydı. Ancak bir hayal kırıklığı ile sonuçlandı. 34.haftada liderlik kaybedildi ve lig 3. sırada tamamlandı. Copa del Rey kaybedildi. Ancak buna rağmen Leverkusen yenilerek Şampiyonlar Ligi kazanılmıştı.

Yıl 2002-2003. Artık Los Galacticos'un son hamlesi fenomen Ronaldo da takıma katılmıştı. Sezon başında Süper Kupa kazanıldı. Ardından Şampiyonlar liginde yarı final oynandı. Lig kazanıldı ve Real Madrid fırtına gibi oynuyordu. Başarılı geçen bu sezona rağmen del Bosque ile kontrat imzalamayan Perez kendi kuyusunu kazıyordu. Gerekçesi ise : " İsmi yeterince büyük değil".

Ardından Real Madrid 4 senede 4 teknik adam değiştirdi ve bu büyük bir sarsıntıydı.

Real Madrid'de geçirdiği dört sezon içinde Del Bosque, modern futbolun en başarılı dönemini geçirdi. Bu dönemde Real Madrid, iki UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, iki kez de La Liga Şampiyonluğu, 1 kez İspanya Süper Kupası, 1 kez Avrupa Süper Kupası, 1 kez de Kıtalararası Kupa şampiyonluğu yaşadı.

Yıllar önce bizden biri olarak görüp sempati duyduğum del Bosque 2004-2005 sezonun başında Beşiktaş'ın başına geçti.Gerek beni , gerekse tüm futbolseverleri heyecanlandıran bir transfer hamlesiydi bu. Ardından onun gelmesiyle John Carew kadroya katıldı , hızlı bir transfer dönemi geçirildi. Ancak istenen sonuçlar bir türlü alınamadı.

 İşler pek yolunda gitmeyince yine kabahatli hoca oldu. 6 ay bile olmadan "Bu futboldan anlamıyor" , "Yeniköy kasabı" diyerek karga tulumba sepetlediler del Bosque'yi. İsmi Beşiktaş tarihine geçmese de aldığı 7.961.767 € tazminatla belki de Beşiktaş tarihine geçmişti.


 

2008 yılında Arogones bir başka faciaya yol açmak üzere Fenerbahçe'nin yolunu tutarken del Bosque'de İspanya Milli takımının başına geçiyordu. Formda İspanya takımına altın dönemini yaşatmak görevini üstlenmişti. Ve herşey beklendiği gibi gelişti. İspanya hem Dünya Kupasını , hem 2012 Avrupa şampiyonasını kazandı. Adeta Perez'e nispet yaparcasına. Tarihin en büyük vefasızlığı cevap verircesine. 

Dünya Kupası , Avrupa Kupası , Şampiyonlar Ligi , Süper Kupa , La Liga Şampiyonluğu... gibi sayısız başarılara imza attı ve o artık bir fenomen.



                                                         Abdullah Yavuz