27 Ekim 2012 Cumartesi

Rüyalarda Yaşayan Takım: Galatasaray

Ordu 2-0 Galatasaray / / Galatasaray 0-2 Braga / / Galatasaray 1-1 Eskişehir / / Gençlerbirliği 3-3 Galatasaray / / Galatasaray 1-1 CFR Cluj... Son 5 resmi maçından 2 mağlubiyet 3 beraberlik aldı Galatasaray. Hani bu yazıyı yazmak için ne kadar sabrettiğimi göstermek istedim bir yandan da.

Bu gidişatı biraz daha yakından inceleyelim hep beraber.

1) Savunma mı? O da ne demek?

Son 5 maç 9 gol yemiş Galatasaray. Neredeyse 2 gol yemiş maç başına.Ki bu maçların çoğunda da oyuna hakimken golleri gördü. Buna talihsiz , şanssız goller demeyi kabullenemem. Evet 1-2 maçta yersiniz ama 5 maçta da olursa bunun adı hata olur. Böyle savunma mı olur hocam? Rakip topu alıp orta sahaya geldiğinde kimse yok ortalarda. Melo bir yerlere saklanıyor , Selçuk desen kayıp. Hamit savunma yapacak , orası çalışacak dedik ; sağ kanat iflas etti. Balta sakat Riera olmuyor. Ujfa yok , Cris futbola yabancı. Böyle savunma olur mu be hocam, sen söyle olur mu?

2) Melo-Selçuk?

Geçen sezon ikisi birlikte 20 golü aşan ikiliden bu sezon tık yok. Ama şu bir gerçek ki geçen sezonki fantastik bir performanstı. Bu oyunculardan toplam 10 gol beklemek idealdir. Ancak şimdilik o katkıyı da vermiyorlar. Selçuk geçen seneki formunun çok uzağında. Melo zaten ayrı bir alem. Hani alınmasın , gerek yok diye yazı yazmıştım da beni ipe koymuşlardı. Ayrıca bırakın çileği orta saha bomboş dediğimde gülenler vardı. Bütün yükü bu oyuncuların çekmesi gerçekten mantıklı gelmiyor bana. 90 gün tatil yapan Melo'ya taviz verilmesi nasıl mantıklı gelmiyorsa.

3) Umut-Burak-Elmander-Baros-Sercan?

Bir ben eksiğim forvette. 5 maç 5 gol ne yazık ki. Sercan-Baros'tan umut kesilmiş. Burak'tan 35 gol atmasını bekler olmuşuz , el insaf. Bu adam bir sezonda 20 gol atar. Bu sezon da atacak , garantisini veririm. Ancak Şampiyonlar Liginde böyle olmaz. Daha bitirici , daha güvenli , daha yırtıcı bir golcü lazım. Çilek değil golcü lazım Ünal Bey.

4)Hamit Altıntop?

En büyük hayal kırıklığımdır. Hala ismiyle oynuyor. Adı Hamit olmasa işi çok zor. 2 sezondur futbol oynamıyor ve futbola gerçekten yabancılaşmış. Toparlanacağını umut ediyorum ama bu kadar kritik maçlarda şans verilmesini kabullenemiyorum. Israrla kötü oynuyor ve ben takım içindeki adalet duygusunun da zedelendiğini düşünüyorum. Alınmasını katiyen yanlış bulmuyorum. Unutulmamalı ki Real Madrid de bu adamı 1 yıl sakatken aldı.

5) 4-4-2?


Evet en büyük sorun da burda. Geçen sezon rakipler Galatasaray'ı olduğundan daha az kuvvetli görüyordu bu bir gerçek. Ancak şu an her takım önce gol yemeyelim kafasında. Orta alanı 5'leyip formsuz Selçuk-Melo'yu o alanda boğuyorlar. Ardından Galatasaray bir anda açılıyor. Defans tel tel dökülüyor sonra. Suçlu defans gibi görülüyor ama gerçekten bu haksızca. Geçen sezon 4-4-2'ye dönerek kahraman olan Fatih Terim'in bu sezon da 4-5-1'e dönerek kahraman olacağından şüphem yok.


6) Şampiyonlar Ligi?

Şampiyonlar Ligindeki her maçtaki oyundan memnunum. Ama burası farklı bir yer. Kimse oyuna bakmaz. Sonuç almanız gerekir. Sonuç alamadıktan sonra 2 ay sonra sizi sepetlerler. Sonra ne rüya kalır ne takım. Bu kadar kolay gol yiyip , bütün maç o golü çıkartmaya uğraşarak büyük takım olunmaz. Güzel futbol karın doyurmaz.

7) Nasıl oynamalı?

Evet saldıralaım , ezelim , top bizde hayat güzel ama biraz da kontrolü elde tutmak lazım. Bu sebeple en azından CL'de daha kontrollü olmak da fayda var. Özellikle Hamit'ten faydalanılacaksa orta alanda faydalanmak en makulü gibi. Ancak Yekta , Emre , Ceyhun gibi isimlere de bir göz atılsa gerçekten çok daha güzel şeyler ortaya çıkabilir. Umut'tan ise kanatta faydalanmak daha mantıklı. Aslında değil ama henüz sağlam bir kanat oyuncusu alınmadğından elimiz mecbur. Forvete de acil takviye şart. Orta saha yardımcı olursa son yılların en hızlı defans hatlarından birine sahip Galatasaray. Bütün mesele orta sahada. 

Sırada Kayseri maçı var , bakalım neler değişecek , neler oluşacak. Bahis yapacaklara tavsiyem 1. Oran düşük derlerse üst oynayabilirler. Skor tahmini 3-1 Galatasaray galibiyeti.Hadi geçmiş olsun.


Abdullah YAVUZ

 


18 Ekim 2012 Perşembe

Milli Takım "İSTİKRARI" Yakaladı!

Evet milliler 2014 Brezilya yolunda oldukça önemli bir yara aldı bu hafta. Önce hafta içi sahada rezil oyun ve Romanya mağlubiyeti , ardından Macaristan yenilgisi. Hep şikayet ettiğimiz istikrarı sonunda yakaladık. Artık devamlı olarak kaybediyoruz. Neler oluyor milli takımda, hangi taşlar yerinden oynuyor?

1) İnançsız Futbol

Hani hep deriz ya , "bizim takımlarımız yüreğiyle oynuyor , mantıklı davranmıyor" İşte artık o yüreği de kaybetmişiz. Özellikle Macaristan maçının son yarım saatini izlerken başımdan aşağıya kaynar sular döküldü sanki. Kimsenin umrunda değildi sanki maç. Herkes benim gibi izliyordu. 

2) Kadro kalitesi

Evet hep ağzımızda bir kadro kalitesi lafı , aldı başını yürüyor. Ben hayalci bir insan değilim. Kimse de boş düşlere kapılmasın , biz Hollanda'yla , Almanya'yla falan çekişemeyiz. Ama şu da bir gerçek ; biz ROMANYA ya da MACARİSTAN da değiliz! Romanya'nın en iyi oyuncusu Marica , o da Schalke'nin yedek forveti. Biz bu Macaristan'dan da asla kötü takım değiliz. Hani oynarsın oynarsın yenilirsin kimse bişey demez. Ama sahada sadece bir rezillik vardı. Milli rezillik. Gerçekten bunu kadro kalitesine bağlamayı aklım almıyor.

3) Sistem-Taktik-Seçimler

Biz , 4-2-3-1 oynamaya mecbur muyuz? Evet bu sistemi seçebiliriz , maça da başlayabilir. Ama olmuyor işte , değiştir maç içinde. Farklı bişeyler dene, ya da en azından sadece DENE! Biz sahada hiçbir şeyi denemedik. Hamit sezon başından beri formsuz işte , görmüyor mu bu insanlar. Oynayamaz mı Serkan Balcı bu takımın sağ bekinde. En azından denenemez mi? Sercan-Tunay kaliteli olsalar da devamlılıkları yok. Bu düzeyin oyuncusu değiller henüz. Olcan denenemez mi? Ama 9 sezonda 8 gol atan Aydın Yılmaz'ı denemek daha mantıklı geliyor hocaya.

Volkan Demirel'in kaleciliğine hiçbir lafım yok ama formsuz işte. Nerde Onur diye sormazlar mı? Milli kaleciler kulüp takımlarının YEDEK kalecileri. (Mert-Cenk) Birisi buranın milli takım olduğunu , en iyilerin olacağını Avcı'ya hatırlatabilir mi? Nuri Şahin'e genç diyen bir teknik ekibe sahibiz. Bence de genç , büyüsün de öyle gelsin. 

Hala stoper ikilisini bulamayan bir milli takımdan bahsediyoruz. Orta saha desen her maç farklı isimler. Forvet Allah'a emanet. Milli takımın kadrosunu ezbere saymayı bırak , her maç için 5 oyuncu tutturabilmek bile imkansız. Bu şekillde ne olur , nasıl olur kestirmek gerçekten zor.


4) Şike , şike , şike..

Şike soruşturmasını bile milli takıma bağlayanlar var. Bir de onlara İtalya örneğiyle cevap verenler: "İtalya her şike soruşturmasından sonra final oynadı" Evet öyle ama bizimle İtalya arasında bir fark var. Orda şike yapanlar cezalandırılıyor , bizde FEDERASYON BAŞKANI yapılıyor.








5) Kriz Futbolu

Ülke olarak bir geçiş dönemindeyiz. Yeni bir jenarasyon yakalamaya çalışıyoruz. Evet hepsi kabul ama oyun zora girdğinde oynayacak hiçbir futbol sistemimiz yok. Uzun vursak rakipten kalıyor , çizgiden sıfıra inemiyoruz, ortadan yeterli bindirmeler yok, biz hiçbir şey yapmıyoruz sözün özü.


6) Bak Ne Oldu Şimdi?



Romanya ve Macaristan'ın 6'şar puan gerisindeyiz. Hollanda'nın 9! İmkansız değil belki ama çok zora soktuk şansımızı bu bir gerçek. Şansımızın zora sokmak değil de hiçbir gelecek vaat etmemek kötü. Abdullah Avcı'yı göndermek sorunları çözer mi tam kestiremiyorum ama Brezilya 2014 için taze bir kan geitreceği kesin. Ama kalıcı çözümler için başka bir şey gerek. Bambaşka bir şey.

"Milli" takım dileğiyle..

Abdullah Yavuz

6 Ekim 2012 Cumartesi

El Classicoo!

İspanya'da yılın maçı! 07 Ekim Pazar günü 20.50'de! 8 Puan farkı atan Barcelona mı , kazanmak zorunda olan Real Madrid mi? Camp Nou'da yılın maçı öncesi takımların son durumları:

1) Barcelona 

Lige fırtına gibi girdiler. Sevilla ve Atletico Madrid gibi zor maçları kazanmalarını bildiler. Ama şu bir gerçek ki çok zorlanıyorlar. O eski günlerde olan maça golle başlayıp ilk yarıda 3 farkı bulan Barca sahada yok gibi. Özellikle son Atletico maçında hakemin altın tepsideki ikramını geri çevirmediler ve maçı kazandılar. Belki de en büyük sorunları savunma tandemi. Puyol kesin olarak olmayacak. Pique ise şüpheli gözüküyor. Ama ben Villonova'nın Pique'yi riske edebileceiğini düşünüyorum. Bir de Messi'nin düşüşte olduğu gerçeği var. Ancak illa ki Messi patlayacak ve o maç bu maç bence. Fabregas ise son haftaların hem formda hem çirkef ismi. Bu sefer daha istim üsütnde ve hakemlerin çok acıyacağını düşünmüyorum.

2) Real Madrid


 Lige kabus gibi bir başlangıç yaptı Real Madrid. Mourinho'nun takımlarının genel sorunudur kötü başlamak. Anck toparlama zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Tam da bu ayların içindeyiz. Ama orada da stoperde kimin oynayacağı belirsiz. Ramos'un yaşadığı sorunlar ve Varane'nın iyi oyunu  o bölgeyi biraz karıştırıyor. Mesut'un oynayacağını düşünmekle beraber Modric'e şans verebilme ihtimali de var. İşler yolunda gitmezse pimi çekilmiş el bombaları ; Pepe-Marcelo ikilisinin neler yapacağı da düşünüdürüyor. En büyük silahları yine Ronaldo. Yıldız oyuncu yine çok formda. Ajax'a hafta içi 3 gol birden atan Portekizli sinyali verdi gibi. Ayrıca oynarsa Essien de fark yaratma potansiyeline sahip bir oyuncu.

3) Nasıl bir maç bizi bekliyor?
Mourinho, Barca savunmasını bu kadar eksik yakalamışken önde baskı uygulayarak topu kazanıp doğrudan kaleye gitmek isteyecektir. Bu sebepten ötürü Barca topu oyuna sokarken sıkıntı yaşamazsa erken gol bulabilir. Ya da tam tersi Real Madrid gol bulabilir. Yani sözün özü ilk 10dk gol bekliyorum. Ondan sonra oyun kendi senaryosunu yazacaktır. Kilit oyunculardan biri Jordi Alba . Özellikle Arbeloa'nın zaaflarını etkili ve dinamik bindirmeleriyle değerlendirecektir. Real Madrid'in bu sahadan puan çıkarmak zorunda olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Ben burdan puan alacakalrını düşünüyorum. 1-3 , 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Bahisçilere tavsiyem 4-6 gol aralığıdır. Son derece zevkli ve stresli bir maç bizi bekliyor. 

Abdullah Yavuz

1 Ekim 2012 Pazartesi

Aykut Kocaman - Alex - Aziz Yıldırım

Fenerbahçe'de günlerdir yer yerinden oynuyor. Ligde alınan kötü sonuçlar , Avrupa'da Marsilya beraberliği ve Aykut - Alex - Aziz Yıldırım sorunu. Sorunları biraz derinden ele almak gerektiğini düşünürek yazıya başlıyorum. Uzunca olacak biraz.

ALEX DE SOUZA
 
Fenerbahçe'nin tarihinin en iyi yabancı futbolcusu. Yıllarca Türkiye'de kalıp bu takımın formasını sadece sırtına değil yüreğine geçirmiş bir isim ya da dışardan böyle gözüküyor. Bir Galatasaraylı olarak her derbide bizi üzmesine rağmen sevebildiğim nadir Fenerbahçeli futbolculardan. Bu sezon başına kadar karakter olarak da tartışılmayacak bir isim. Hatta bir grup taraftarın "Efsane"si. Taraftarın heykelini dikebilecek kadar çok sevdiği bir isim. Ama bir sorun yanlış giden bir şey var..

FUTBOLCU AYKUT KOCAMAN
Fenerbahçe geçmişinin en şanlı (103 gollü) şampiyonluğunuın en önemli taşlarından. (29 Gol - Gol Kralı). Belki bir çok babanın oğluna "Aykut" ismini vermesine sebep olan bir isim. 96' yılında Avni Aker'de şampiyonluğu alan isim. Onun futbolculuğunu tanımlamak için daha yüzlerce şey söylenebilir ama ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu tartışmam. Bence Alex'ten hiçbir eksiği de yoktur.Büyük bir oyuncudur Aykut Kocaman.

 
 
ANTRENÖR AYKUT KOCAMAN  

 Modern teknik adamlık anlayışını yansıtan bir isim. Oynattığı ya da oynatmayı planladığı sistem dünyadaki en geçerli sistem tartışmasız.İlk geldiği sezon Fenerbahçe ile şampiyonluğu getirdi. Burada herşey güllük gülistanlık.Soğuk bir tavrı var belki ama o bunun karakteri ve bir duruş sahibi bir insan. 


İLK HATA " 3 TEMMUZ"
Ta ki malum "3 Temmuz" sürecine kadar. İlk teknik adamlık hatası burda ortaya çıktı. Bu süreci her ne kadar iyi yönettiği düşünülse de büyük hatalar da içermekteydi. O kadar çok "3 Temmuz" demeci verdi ki artık her yenilginin her kötü sonucun bir bahanesi vardı. Alex ve Volkan da ona katılarak gerçekten ilginç demeçler verdiler. Deplasmanda çok zor maç kazanma olayını buna bağlıyorum. Sonuçta iki kupada da var olsalar da oyuncular hem mental olarak fazlaca yoruldular hem de bu demeçler ile yenilgiyi kabullenir bir tarzları ; sığınacak limanları vardı. Burda herşeye rağmen daha iddaalı , daha kendinden emin bir tutum beklerdim. Fenerbahçe'ye derin zararlar verdi.


TEKNİK HATALAR
Aykut Kocaman çoğu zaman oyuna müdahalelerde geç kaldı. Yer yer oyuncu değişiklikleri ve tercihleri ile eleştirildi. Evet bütün bunlar gerçek ama başarısız olduğuna kesinlikle katılmıyorum. Her şeyden önemlisi Fenerbahçe geleneği ya da Fenerbahçe ekolü oluşturmak yolundaki kararlı tutumunu canı gönülden destekliyorum. "Korkak" , "Futboldan Anlamıyor" diyen büyük futbol alimlerinin Vicente del Bosque'yi bu ülkeden nasıl gönderdikleri gözler önünde.

ALEX-AYKUT

Yıl 2012 oldu. Alex 35 yaşında artık. dile kolay. Realist bakmak gerekirse artık yavaştan bırakma yaşları. Şimdi çıkıp Giggs ya da Scholes'u örnek verecek insanlar. Ama şu bir gerçek ki Giggs hala takımın en çok koşan isimlerinden. Alex'in koşu temposunun yetersiz olduğu ve sistem oyuncusu olmadığı da aşikar. Ancak ben herşeyin koşmak olmadığını savunurum. Yetenek bazen bir çok şeyin önüne geçebilir. Aykut da bunun bilincinde bence. Sonuçta kendisi son derece yetenekli bir isimdi. Ayrıca Aykut Kocaman son derece dürüst de bir insan. Sezon başında açık açık konuştu. peki ne dedi Aykut Kocaman?

"ALEX'İ EKONOMİK KULLANACAĞIZ"
Peki bu açıklamada alınacak ne var?  Biri de çıkıp bana söylesin. Sen 35 yaşındasın arkadaşların 12-13km koşarken sen 6 km koşuyorsun elbette seni ekonomik kullanacak hoca. Ki geçen sene deplasmanlarda Alex'in döküldüğünü gören tek ben miyim? Ya da play-off'da Fenerbahçe'nin en çok ihtiyacı olduğu anda sahne alamayan Alex başka Alex mi? Alex'in artık 90 dakikayı çıkaramadığı aşikar değil mi? Şu an Alex'i taşıyan sadece ismi , gerçekler ortada.

ALEX-TWITTER

Bu zamana kadar profosyenelliğinden şüphe etmediğim Alex'in tweetlerini görünce hayretler içindeydim. Aykut'un onu oynatmamasına "KISKANÇLIK" diyebilecek cesareti kendinde bulabiliyordu. Bence asıl heykeli dikilmesi gereken Aykut Koacaman'dır bu oyuncuya bu kadar sabrettiği için. Alex'in profosyenelliği sorgulanır hale gelmişti artık. Fenerbahçe kaptanına yakışmıyordu böylesi açıklamalar ve ardı arkası kesilmedi bu tweetlerin.

ALKIŞ SKANDALI

Sivasspor maçında oyundan alırken Alex'i alkışlayan Aykut Kocaman. İşte o herşeye rağmen Fenerbahçe'nin menfaatlerini düşünmeye devam ediyordu. Ama ne yazık ki Alex git gide çocuklaşıyor onun yüzüne bile bakmıyordu. Gerginlik gün geçtikçe artıyor. Baroni ve Stoch'a da sıçrıyordu.

ALEX NE YAPTI BU SÜREÇTE?
Evet yakın bir zamanda Abdullah Avcı-Selçuk krizi oluştu. Bu krizden Selçuk sahaya çıktı topunu oynadı , golünü attı ve gereken yanıtı verdi sanırım. İşte profesyonelliğin gereği budur. Sahaya çıkarsın ve elinden geleni yaparsın. Alex ise skora ya da oyuna en ufak katkı yapmadı. Takımdaki arkadaşlığı da sonuna kadar bozdu ve parçaladı. Yakışmadı kaptana.

AZİZ YILDIRIM!
Bu süreçte belki de en suçlu isim. Fenerbahçe ismine 2 yılda en büyük lekeyi sürdü. Fenerbahçe'yi hırpıladı. Şike yapıp yapmamak anlamında söylemiyorum bunu. Eğer yapmadıysa kişisel olaylarına Fenerbahçe hırpalandı ve hala rahat rahat kişisel konularıyla , havuzuyla Fenerbahçe'yi yıpratıyor. Ancak kimse bunu konuşmuyor. Konuşmasınlar. Peki Alex'in oyununda değişen nedir? Evet kimsenin umurunda değil ama değişen Emre'dir. Daha önce Emre , Alex'ten öenmli dediğimde bana küfrettiler. Net küfrettiler. Çünkü topu oraya getirmek çok daha önemli. Hele Türkiye'de , topu oyuna sokamayan stoperlerle çalışıyorsanız bu çok daha önemli. Aziz Bey , Emre'nin biraz yurt dışında kalıp kafasını toparlamasını istemiş. Eee toparlasın bakalım Fener nasıl toplayacak göreceğiz bu süreçte.

ALEX NASIL OYNAR?

Eğer Alex'i kullanacaksanız birileri Alex'in yerine de koşmalıdır. Mesela Hagi oynarken Okan-Emre-Suat Hagi'nin de yerine koşardı. Bunu en iyi Marsilya maçında gördük. Alex varsa kanatlarda koşan oyuncular olmalı.(Topuz-Caner) İşte bu da modernize olmuş futbolda yok. Aykut Krasic-Stoch ikilisini kullanmak istiyor. Ee böyle olunca doğal olarak bir anda pres yapmayan , koşmayan 4 oyuncu oluyor. ( Alex-Stoch-Krasic-Sow) Bu da takıma oldukça zarar veriyor.Bir seçim yapmak zorunda kalıyor Aykut Kocaman ve kararına saygı duyulması gerekir. 

ALEX...

ve bardağı taşıran son damlaydı belki de Kasımpaşa maçı. Artık suç ya da suçlu kalmamıştı. Alex sınırları sonuna kadar zorladı ve kulüple yollarını ayırdı. Yanlış yürütüldü belki bu süreç , belki olmadı. Ama burda teknik hatalar Aykut Kocaman'dan , profesyeneillikle ilgili hatalarAlex'ten geldi. En büyük zaafı da Aziz Yıldırım gösterdi. Herkes kendine dönüp bakmalı. Ama kimse bu süreçte Aykut Kocaman'ı suçlamasın. Evet maçlarda hatalar yaptı ama bu süreç başka türlü yönetilemezdi.

Türkiye'den bir yıldız kaydı..

Abdullah Yavuz