Sayfalar

6 Ekim 2012 Cumartesi

El Classicoo!

İspanya'da yılın maçı! 07 Ekim Pazar günü 20.50'de! 8 Puan farkı atan Barcelona mı , kazanmak zorunda olan Real Madrid mi? Camp Nou'da yılın maçı öncesi takımların son durumları:

1) Barcelona 

Lige fırtına gibi girdiler. Sevilla ve Atletico Madrid gibi zor maçları kazanmalarını bildiler. Ama şu bir gerçek ki çok zorlanıyorlar. O eski günlerde olan maça golle başlayıp ilk yarıda 3 farkı bulan Barca sahada yok gibi. Özellikle son Atletico maçında hakemin altın tepsideki ikramını geri çevirmediler ve maçı kazandılar. Belki de en büyük sorunları savunma tandemi. Puyol kesin olarak olmayacak. Pique ise şüpheli gözüküyor. Ama ben Villonova'nın Pique'yi riske edebileceiğini düşünüyorum. Bir de Messi'nin düşüşte olduğu gerçeği var. Ancak illa ki Messi patlayacak ve o maç bu maç bence. Fabregas ise son haftaların hem formda hem çirkef ismi. Bu sefer daha istim üsütnde ve hakemlerin çok acıyacağını düşünmüyorum.

2) Real Madrid


 Lige kabus gibi bir başlangıç yaptı Real Madrid. Mourinho'nun takımlarının genel sorunudur kötü başlamak. Anck toparlama zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Tam da bu ayların içindeyiz. Ama orada da stoperde kimin oynayacağı belirsiz. Ramos'un yaşadığı sorunlar ve Varane'nın iyi oyunu  o bölgeyi biraz karıştırıyor. Mesut'un oynayacağını düşünmekle beraber Modric'e şans verebilme ihtimali de var. İşler yolunda gitmezse pimi çekilmiş el bombaları ; Pepe-Marcelo ikilisinin neler yapacağı da düşünüdürüyor. En büyük silahları yine Ronaldo. Yıldız oyuncu yine çok formda. Ajax'a hafta içi 3 gol birden atan Portekizli sinyali verdi gibi. Ayrıca oynarsa Essien de fark yaratma potansiyeline sahip bir oyuncu.

3) Nasıl bir maç bizi bekliyor?
Mourinho, Barca savunmasını bu kadar eksik yakalamışken önde baskı uygulayarak topu kazanıp doğrudan kaleye gitmek isteyecektir. Bu sebepten ötürü Barca topu oyuna sokarken sıkıntı yaşamazsa erken gol bulabilir. Ya da tam tersi Real Madrid gol bulabilir. Yani sözün özü ilk 10dk gol bekliyorum. Ondan sonra oyun kendi senaryosunu yazacaktır. Kilit oyunculardan biri Jordi Alba . Özellikle Arbeloa'nın zaaflarını etkili ve dinamik bindirmeleriyle değerlendirecektir. Real Madrid'in bu sahadan puan çıkarmak zorunda olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Ben burdan puan alacakalrını düşünüyorum. 1-3 , 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Bahisçilere tavsiyem 4-6 gol aralığıdır. Son derece zevkli ve stresli bir maç bizi bekliyor. 

Abdullah Yavuz

1 Ekim 2012 Pazartesi

Aykut Kocaman - Alex - Aziz Yıldırım

Fenerbahçe'de günlerdir yer yerinden oynuyor. Ligde alınan kötü sonuçlar , Avrupa'da Marsilya beraberliği ve Aykut - Alex - Aziz Yıldırım sorunu. Sorunları biraz derinden ele almak gerektiğini düşünürek yazıya başlıyorum. Uzunca olacak biraz.

ALEX DE SOUZA
 
Fenerbahçe'nin tarihinin en iyi yabancı futbolcusu. Yıllarca Türkiye'de kalıp bu takımın formasını sadece sırtına değil yüreğine geçirmiş bir isim ya da dışardan böyle gözüküyor. Bir Galatasaraylı olarak her derbide bizi üzmesine rağmen sevebildiğim nadir Fenerbahçeli futbolculardan. Bu sezon başına kadar karakter olarak da tartışılmayacak bir isim. Hatta bir grup taraftarın "Efsane"si. Taraftarın heykelini dikebilecek kadar çok sevdiği bir isim. Ama bir sorun yanlış giden bir şey var..

FUTBOLCU AYKUT KOCAMAN
Fenerbahçe geçmişinin en şanlı (103 gollü) şampiyonluğunuın en önemli taşlarından. (29 Gol - Gol Kralı). Belki bir çok babanın oğluna "Aykut" ismini vermesine sebep olan bir isim. 96' yılında Avni Aker'de şampiyonluğu alan isim. Onun futbolculuğunu tanımlamak için daha yüzlerce şey söylenebilir ama ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu tartışmam. Bence Alex'ten hiçbir eksiği de yoktur.Büyük bir oyuncudur Aykut Kocaman.

 
 
ANTRENÖR AYKUT KOCAMAN  

 Modern teknik adamlık anlayışını yansıtan bir isim. Oynattığı ya da oynatmayı planladığı sistem dünyadaki en geçerli sistem tartışmasız.İlk geldiği sezon Fenerbahçe ile şampiyonluğu getirdi. Burada herşey güllük gülistanlık.Soğuk bir tavrı var belki ama o bunun karakteri ve bir duruş sahibi bir insan. 


İLK HATA " 3 TEMMUZ"
Ta ki malum "3 Temmuz" sürecine kadar. İlk teknik adamlık hatası burda ortaya çıktı. Bu süreci her ne kadar iyi yönettiği düşünülse de büyük hatalar da içermekteydi. O kadar çok "3 Temmuz" demeci verdi ki artık her yenilginin her kötü sonucun bir bahanesi vardı. Alex ve Volkan da ona katılarak gerçekten ilginç demeçler verdiler. Deplasmanda çok zor maç kazanma olayını buna bağlıyorum. Sonuçta iki kupada da var olsalar da oyuncular hem mental olarak fazlaca yoruldular hem de bu demeçler ile yenilgiyi kabullenir bir tarzları ; sığınacak limanları vardı. Burda herşeye rağmen daha iddaalı , daha kendinden emin bir tutum beklerdim. Fenerbahçe'ye derin zararlar verdi.


TEKNİK HATALAR
Aykut Kocaman çoğu zaman oyuna müdahalelerde geç kaldı. Yer yer oyuncu değişiklikleri ve tercihleri ile eleştirildi. Evet bütün bunlar gerçek ama başarısız olduğuna kesinlikle katılmıyorum. Her şeyden önemlisi Fenerbahçe geleneği ya da Fenerbahçe ekolü oluşturmak yolundaki kararlı tutumunu canı gönülden destekliyorum. "Korkak" , "Futboldan Anlamıyor" diyen büyük futbol alimlerinin Vicente del Bosque'yi bu ülkeden nasıl gönderdikleri gözler önünde.

ALEX-AYKUT

Yıl 2012 oldu. Alex 35 yaşında artık. dile kolay. Realist bakmak gerekirse artık yavaştan bırakma yaşları. Şimdi çıkıp Giggs ya da Scholes'u örnek verecek insanlar. Ama şu bir gerçek ki Giggs hala takımın en çok koşan isimlerinden. Alex'in koşu temposunun yetersiz olduğu ve sistem oyuncusu olmadığı da aşikar. Ancak ben herşeyin koşmak olmadığını savunurum. Yetenek bazen bir çok şeyin önüne geçebilir. Aykut da bunun bilincinde bence. Sonuçta kendisi son derece yetenekli bir isimdi. Ayrıca Aykut Kocaman son derece dürüst de bir insan. Sezon başında açık açık konuştu. peki ne dedi Aykut Kocaman?

"ALEX'İ EKONOMİK KULLANACAĞIZ"
Peki bu açıklamada alınacak ne var?  Biri de çıkıp bana söylesin. Sen 35 yaşındasın arkadaşların 12-13km koşarken sen 6 km koşuyorsun elbette seni ekonomik kullanacak hoca. Ki geçen sene deplasmanlarda Alex'in döküldüğünü gören tek ben miyim? Ya da play-off'da Fenerbahçe'nin en çok ihtiyacı olduğu anda sahne alamayan Alex başka Alex mi? Alex'in artık 90 dakikayı çıkaramadığı aşikar değil mi? Şu an Alex'i taşıyan sadece ismi , gerçekler ortada.

ALEX-TWITTER

Bu zamana kadar profosyenelliğinden şüphe etmediğim Alex'in tweetlerini görünce hayretler içindeydim. Aykut'un onu oynatmamasına "KISKANÇLIK" diyebilecek cesareti kendinde bulabiliyordu. Bence asıl heykeli dikilmesi gereken Aykut Koacaman'dır bu oyuncuya bu kadar sabrettiği için. Alex'in profosyenelliği sorgulanır hale gelmişti artık. Fenerbahçe kaptanına yakışmıyordu böylesi açıklamalar ve ardı arkası kesilmedi bu tweetlerin.

ALKIŞ SKANDALI

Sivasspor maçında oyundan alırken Alex'i alkışlayan Aykut Kocaman. İşte o herşeye rağmen Fenerbahçe'nin menfaatlerini düşünmeye devam ediyordu. Ama ne yazık ki Alex git gide çocuklaşıyor onun yüzüne bile bakmıyordu. Gerginlik gün geçtikçe artıyor. Baroni ve Stoch'a da sıçrıyordu.

ALEX NE YAPTI BU SÜREÇTE?
Evet yakın bir zamanda Abdullah Avcı-Selçuk krizi oluştu. Bu krizden Selçuk sahaya çıktı topunu oynadı , golünü attı ve gereken yanıtı verdi sanırım. İşte profesyonelliğin gereği budur. Sahaya çıkarsın ve elinden geleni yaparsın. Alex ise skora ya da oyuna en ufak katkı yapmadı. Takımdaki arkadaşlığı da sonuna kadar bozdu ve parçaladı. Yakışmadı kaptana.

AZİZ YILDIRIM!
Bu süreçte belki de en suçlu isim. Fenerbahçe ismine 2 yılda en büyük lekeyi sürdü. Fenerbahçe'yi hırpıladı. Şike yapıp yapmamak anlamında söylemiyorum bunu. Eğer yapmadıysa kişisel olaylarına Fenerbahçe hırpalandı ve hala rahat rahat kişisel konularıyla , havuzuyla Fenerbahçe'yi yıpratıyor. Ancak kimse bunu konuşmuyor. Konuşmasınlar. Peki Alex'in oyununda değişen nedir? Evet kimsenin umurunda değil ama değişen Emre'dir. Daha önce Emre , Alex'ten öenmli dediğimde bana küfrettiler. Net küfrettiler. Çünkü topu oraya getirmek çok daha önemli. Hele Türkiye'de , topu oyuna sokamayan stoperlerle çalışıyorsanız bu çok daha önemli. Aziz Bey , Emre'nin biraz yurt dışında kalıp kafasını toparlamasını istemiş. Eee toparlasın bakalım Fener nasıl toplayacak göreceğiz bu süreçte.

ALEX NASIL OYNAR?

Eğer Alex'i kullanacaksanız birileri Alex'in yerine de koşmalıdır. Mesela Hagi oynarken Okan-Emre-Suat Hagi'nin de yerine koşardı. Bunu en iyi Marsilya maçında gördük. Alex varsa kanatlarda koşan oyuncular olmalı.(Topuz-Caner) İşte bu da modernize olmuş futbolda yok. Aykut Krasic-Stoch ikilisini kullanmak istiyor. Ee böyle olunca doğal olarak bir anda pres yapmayan , koşmayan 4 oyuncu oluyor. ( Alex-Stoch-Krasic-Sow) Bu da takıma oldukça zarar veriyor.Bir seçim yapmak zorunda kalıyor Aykut Kocaman ve kararına saygı duyulması gerekir. 

ALEX...

ve bardağı taşıran son damlaydı belki de Kasımpaşa maçı. Artık suç ya da suçlu kalmamıştı. Alex sınırları sonuna kadar zorladı ve kulüple yollarını ayırdı. Yanlış yürütüldü belki bu süreç , belki olmadı. Ama burda teknik hatalar Aykut Kocaman'dan , profesyeneillikle ilgili hatalarAlex'ten geldi. En büyük zaafı da Aziz Yıldırım gösterdi. Herkes kendine dönüp bakmalı. Ama kimse bu süreçte Aykut Kocaman'ı suçlamasın. Evet maçlarda hatalar yaptı ama bu süreç başka türlü yönetilemezdi.

Türkiye'den bir yıldız kaydı..

Abdullah Yavuz





25 Eylül 2012 Salı

Herkesin Rüyası: Önde Basmak


Sanırım dünyadaki tüm antrenörlerin en büyük hayalidir önde basmak. Eğer önde basabiliriniz top sizde değilken , rakip top çıkaramaz, oyun rakip sahada oynanır ve ve sizin oyuncularınız yalnız 40-50 metrede yorulmadan oynar. Bir de baskıyı rakibin top çıkarma becerisi olmayan stoperlerine yaparsanız tadından yenmez. Topu alır direk pozisyona girersiniz. Karşı karşıya kalırsınız. Belki kaleciye kadar baskı yaparsınız. Direk golü bulursunuz. Peki nasıl yapılır önde baskı? Bu kadar faydalıysa niye herkes yapmaz?


Sahaya çok geniş yayılıp temposu yüksek bir takım oluşturmak burda ön şart. Eee doğal olarak fizik gücü ve ikili mücadele becerisi yüksek bir takım olmak da çok önemli. Bunları söylemek kolay uygulamak zor. Özellikle Türk futbolunda daha zor. Çünkü hücumcular tek görevlerinin gol atmak ya da attırmak olduğunu düşünürken onlara defans yaptırmanız , adam kovalatmanız gerekmekte.


Özellikle Arda Turan'da bu gelişimi çok net görmekteyiz. Eğer Avrupa'da böyle büyük bir takım oynamak istiyorsanız hücumcu da olsa basmak zorundasınız. Hani Fatih Terim diyor ya "Bam Bam Bam" oynayacağız. İşte o oyunda ilerideki oyuncular ekstra efor sarfetmek zorunda.

Eee o zaman herkes önde bassın dediğinizi duyar gibiyim. İşte burada ortaya bazı sorunlar çıkıyor.

1) 10 Saniye Kuralı
Hiç Barcelona'yı izlerken bu top nasıl bu adamlarda kalıyor diye düşündünüz mü? İşte sırrı burda. Oyunu 50 metrede hatta bazen kale önünde 25-30 metrede oynayıp topu kaybettiği yerde kazanıyorlar.Baskın basanındır mantığı aslında. Hatta içinizden 10'a kadar sayın top Barcelona'nın rakibindeyken ; eğer Barca topu kazanamazsa 10 sn'de bilin ki o atak etkili olacaktır. (DENEYİN)

2) Sahada Bir Alanda Baskı Varsa ; Daha Büyük Bir Alanı Boştur.

Evet böyle de bir prensip var. Eğer siz baskıyı yapıp topu kazanamazsanız bir anda atılan HERHANGİ bir topta , bir savunma arkası bir koşuyla topu ağlarınız da görebilirsiniz. Sizi ne alan markajı , ne ofsayt taktiği ne de birebir markaj kurtarır. Barcelona'yı bile kurtarmıyor bazen. Burada alınabilicek en güzel tedbir sprinter bir stoperdir. Hatta mevcutsa sprinter iki stoper bile kullanılabilir. (Semih-Dany)

3)Rakip de baskı yaparsa? 

O zaman mükemmel bir maç izleriz :) Temposu çok yüksek ve bol gollü maç olur. 7+ bile olur.  Hızını alamazsa 10 gol bile olur. Tabi bu işin esprisi. Bu durumda orta sahadaki direnç , stoperin oyuna sokma becerisi devreye girer. Belki de uzun vurulan topları alabilen santrofor bile devreye girer. Bu konuda Premier Lig her zaman 4-5 adım öndedir. Dünyanın en yüksek tempolu futbolu orada oynanır. Belki de bu yüzden EPL seviyorum.

Total Futbol anlayışıyla beraber gelen ; önde basmak zor ama çok karlı çıkılabilecek bir olay , denenmeye değer ama eğer fizik ve mental olarak yeterli değilseniz sonuçlarına da katlanmak zorundasınız.


Abdullah Yavuz


22 Eylül 2012 Cumartesi

Hobi Olarak Yine Destekleyin..

Uzunca bir ara verdim yazmaya. Düşünüyorum ama yazmaya üşeniyorum açıkçası. Twitter'da 140 karaktere sığmıyor bunu farkettim görüşler. Yani sözün özü bloga yazmanın tadı hiç bir şeyde yok :)

Hani hep içimde kalan bir konudur Avrupa'da Türk takımı diye rakibini desteklemek, bu konuya değinmek istedim.


Her şeyden önce samimiyetsizdir Avrupa'da Türk takımı diye desteklemek. Anlaşılmazdır. Gereksizdir. Yersizdir.

İki gün önce derbide ana avrat söven kendisi değilmiş gibi çıkmış rakibini destekliyor. Hani eline geçse öldürecektin? Hani koltuk kırıp ufacık çocuğa atan sen değil miydin?  NOLDU? Ne değişti? Ya o zaman sövmeyeceksin ya da bu zaman kıvırmaycaksın arkadaş. Samimiyetsizliğin uç noktası anlayacağın.

"Hepimiz bugün Fenerbahçeliyiz /Galatasaraylıyız / Beşiktaşlıyız vs.." diyorlar. Hani daha ne kadar itici olabilir düşünün artık.

Bundan önce desteklemediğim gibi bundan sonra da sadece Türk takımı diye bir rakibimi desteklemem Avrupa'da. Her şeyden önce spor bu. Bu kadar milliyetçi bakmayı da anlamış değilim. Yersiz bulurum. Yani  sonuçta biz rakibiz değil mi? "Amaaan Türk olsun da önemli değil" mantığıyla bu işler yürümez. En azından şimdiye kadar yürümedi. Onun yerine rakip olmayı becerebilsek çok daha olumlu sonuçlar alırız.

Ülke puanı olayı var bir de. Ben destekleyince ülke puanı artacakmış. Peh. Hani insanları gaza getirmek için bence son derece zekice ama iş boş söylem. Onun yerine kendi kendimize destek olsak en azından kendi maçlarımızı kazansak ülke puanına daha fazla katkıda bulunuruz. Ya da statları yakan taraftarların çıkıp ülke puanı diye çemkirmesi de ayrı bir durumdur.

Hani ünlü biri olsam ve bunları söylesem beni yerden yere vururlar. Peki ya Avrupa'da durum nasıldır sizce? Bir Madridista'ya gidelim ve Barcelona'nın CL şampiyonluğundan mutlu olur musun diyelim. Acaba ne cevap verir. Ya da neresiiyle cevap verir mi desek?

Yanlış hatırlamıyorsam 2-3 sene önce Everton taraftarı , Liverpool'un oynayacağı bir Avrupa maçı öncesi rakip takım bayrağını stadın önüne getirip bırakmıştı. Durum bu noktadayken bu takımların Avrupa'da birbirini desteklemesi yersizdir , gereksizdir.

Desteklemeyin demiyorum hobi olarak yine destekleyin.

Abdullah Yavuz


10 Eylül 2012 Pazartesi

Yan topta "Alan" mı "Adam" mı?

Eveet son günlerin moda tartışmasına ben de katılayım dedim. Şimdi hemen ikiye bölünelim.
1)"Alanlar gol atmaz , adamlar gol atar. Top da kendi kendine gol olmaycağına göre adamı tutalım."
2)"Adamlar alana girmeden gol atamaz. Herkes kendi alanını savunsun böylece demarke futbolcu kavramı kalksın ve top karşılamada boşluk olmasın"

Evet sanki ikisi de mantıklı. Ama ikisiyle de yenilmiş goller olduğu mevcut. Modern futbolda ya da daha düzgün bir deyişle günümüz futbolunda alan markajının daha avantajlı olduğundan bahsedilir. Ben de böyle düşünüyor olsam da daha farklı bir sistemle karşınıza çıkacağım.

Biraz fark yaratalım;


Evet taktiğimiz özünde alan savunmasına dayanan fakat ; "Agresif bir şekilde topa doğru gelen daima avantajlıdır" taktiğiyle yenilen golleri engellemeyi de planlayan bir yapıya sahiptr. Şimdi tek tek sistemi daha detaylı inceleyelelim.

GK: Alan hakimiyetini sağlayacak ve gerektiğinde rol alacak.

1-2:  Süper Lig'de ön ve arka direkte oyuncu eksikliğinde yenen pek çok gol var. bkz: Van Persie'nin milli takımımıza attığı golde de arka direk oyuncusu görevini tam yerine getirmiyor. Bu bölgede beklerin kullanılması makbuldür. 2.topa kadar bu oyuncular bu pozisyondan ayrılmamalıdır. 

3-4-5-6: Bu isimler alan markajını uygulayacak oyuncularımız. Evet bu taktiğin zor kısmı oyuncuların hem top hem adam tutma kabiliyeti yüksek olmak zorunda. Ama bu alandaki durağan oyuncuları tutmak çok da zor olmayacaktır. Hele milli takım düzeyinde.

7: Yay üstünde topu uzaklaştıracak oyuncu.

8: Kontra atak arayacak oyuncu.

Evet taktiğin kırılma noktasına geliyoruz. Burada 9 ve 10 numaralı oyuncular takımımızın agresif stoperleri olacak. Tek hedefleri topa müdahele olacak olan bu isimler 6 pas çizgisinin üzerinden hızla çıkıp yandan gelen topa gidecek. Alan ya da adam markajı rolleri olmayacak yani sözün özü. Bu şekilde topların tehlike bölgesinden uzaklaştırılması da daha kolay olacak. Bu oyunculara patlayıcı da diyebiliriz.

Bir gün deneme fırsatı da bulmak dileğiyle...

Abdullah Yavuz