Sayfalar

22 Mayıs 2011 Pazar

KOCAMAN bir ALKIŞ! Şampiyon FENERBAHÇE!

2010-2011 sezonu şampiyonu FENERBAHÇE! 
 2010-2011 sezonunun son haftasında Sivasspor'u 4-3le geçen Fenerbahçe şampiyonluk ipini göğüsledi. Son dakikasına kadar heyecan fırtınası gibi geçen bir lig izledik ve hem Fenerbahçe'ye , hem de Trabzon'a sonsuuz teşekkürler.

Kaptan Alex
Sanırım bu şampiyonlukta en büyük paylardan biri Kaptan Alex'e aittir. 28 gol 13 asist gibi parmak ısırtan bir performans sergileyen Alex takımının tek kelimeyle lokomotifi oldu. Saha içinde liderliği , bir çok maçta kilidi açması ve sahada eşine ender rastlanan hareketleri ona duyulan güveni arttırdı. Beyefendi kişiliği ve oturaklı tavırlarıyla sanırım sadece Fenerbahçeli değil , tüm taraftarların gönlünü kazandı. Duran toplardaki ve ara paslardaki ustalığı takdire şayandı.  Kaptan takımını sırtladı ve şampiyonluğa taşıdı. KOCAMAN bir alkış burdan KAPTAN'A!

Aykut KOCAMAN
Fenerbahçeli olsun olmasın olmasın herkesin gönlünü kazanan bir başka isim : Aykut Kocaman. Kocaman bir alkışı haketti. Saha kenarındaki otoritesi , taktik zekası ve yaptığı nokta transferlerle rol-model oldu.  Devre arasında yaptığı kampla takımı toparladı ve 2.yarıda inanılmaz bir performans sergiledi. Bunu belki de kendisi bile beklemiyordu ancak son 20 sezonun 2.yarıda en çok puan toplayan takımını yarattı. Yolun açık olsun Aykut KOCAMAN.

Bu zorlu yarışta isminden bahsetmeden geçemeyeceğim bir kaç isim daha var sanırım. Bunlardan birincisi Gökhan Gönül. Dört dörtlük oyuncu derler ya , tam ondan. Hatta beş dörtlük. Sahada kendini ışınlayan bir futbolcu. Bir bakıyosunuz hücumda orta yapmış , bir bakıyosunuz çizgide topu çıkartmış. Fenerbahçe'nin dinamosu. Hem savunmada hem de hücumda yaptıkları anlatmakla bitmez. KOCAMAN bir alkış da Gökhan'a!

Emre var bir yerlerde Emre. Sahanın her yerinde. Sağda , solda , defansta , forvette.. Çalışkan , diri , teknik.. Eşine ender rastlanan bir futbolcu. Topu oyuna sokma becerisi ve dikine kaleye sokulabilmesi onu sivrilten özellikleri. Bir sezon boyunca takımının orta alanını toparladı ve şampiyonlukta büyük payı aldı. Bir alkışta EMRE'ye..


Son olarak TÜM FENERBAHÇE'YE KOCAMAN bir ALKIŞ! Yönetiminden , taraftarına , hocasından , futbolcusna ; bu başarıda pay sahibi olan milyonlara , hepsine KOCAMAN bir alkış. Tebrikler Fenerbahçe , TEBRİKLER! 

Abdullah YAVUZ

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Şakacı Drogba!

Yeşil sahaların yırtıcı golcüsü Drogba bu sefer şirinlik peşinde :

LaLiga , Premier League , Futbol ve Siyaset


İspanya Ligi son yıllarda ülkemizde hayli izlenir ve tartışılır oldu. Hatta futbolun beşiği olarak tabir edilen İngiltere Premier Ligi ile kıyaslanır hale geldi. Messi , Ronaldo , Kaka , Xavi , Iniesta ve birçok yıldızın bu ligde yer alması doğal olarak dikkatleri buraya çekti. Ama bu yıldızların topluluğun görülmeyen bir yüzü var. Siyaset.. İspanya futbolla siyasetin iç içe olduğu bir ülke ve bu bana kalırsa futbolu olabildiğince çirkinleştiren bir unsur. Ben , salt futbol izleyicisi olarak , futbolun sadece futbol olduğunu düşünüyorum. Beni ne kralın takımı , ne de katalanların takımı bağlar. Bu sadece olayı çirkinleştirir. Örneğin : "Visca Barca, visca el Cataluna" (Barca kazanınca, Katalonya kazanır). Ne kadar çirkin. Bu mudur yani futbol?

İngiltere Premier Ligi ile kıyaslanmasına ise sadece gülüyorum. İngilterede futbol kültürü tek kelimeyle 'içselleştirilmiş'. Orada futbol salt bir zevk. Bundan zevk almak isteyen herkes o zevki tadabilir. Organizasyonu , çeyrek asrı aşmış teknik adamları , cesur yürekleri , efsaneleri , inanılmaz tribünleri ve büyüğünden küçüğüne herkesin bir birini yenebildiği mükemmel bir lig. Hepimizinn hafızasına kazınan 4-4lük Arsenal - Liverpool ve 4-3lük United-City gibi 100lerce maç bu ligde. Aklımda kalan bir kaç kareden bahsetmeden edemeyeceğim. Birincisi ; M.United 1-0 önde ve Ryan Giggs'e çok sert bir faul yapılıyor. Ardından Ryan Giggs yere dahi yatmıyor. Ama acı çektiği yüzünün tüm hatlarından o kadar belli ki. Tam bir beyfendi. İkincisi ; henüz bu sezon. Arsenal-Liverpool maçı ; hakem 90+4'te Arsenal lehine penaltı veriyor. Şimdi bunu İspanya'da düşünün. Valdes mi koşar , Pepe rakibin kafasına mı basar? Ama hiç bişey olmuyor. Bir tek oyuncu bile en ufak bir itirazda bulunmuyor. Arsenal 1-0 öne geçiyor. Dakika 90+8'de hakem bir penaltı daha çalıyor. Bu sefer Liverpool lehine ancak yine en ufak bir itiraz yok. İşte futbol bu ; saygı , hırs , özveri..

Şimdi de son zamanlarda izlediğim en iyi maçlardan biri : 



Abdullah Yavuz

20 Mayıs 2011 Cuma

Real Madrid'de Türk Rüzgarı : Mesut - Nuri - Hamit

Real Mesut'tan sonra bu transfer döneminde Nuri ve Hamit'le anlaştı. Peki ya bu oyuncuları ortak özellikleri nedir? Bu üç oyuncunun da ortak özelliği de Türk olmalarına rağmen , Türkiye'de hiç oynamamış olmaları. Yani Türk futbolunun onlar üzerinde tek katkısı Milli Takımlar düzeyinde. Tabi ki o da tartışılır. Bugün Almanya'nın en iyi oyuncularından biri olarak gösterilen Nuri'nin Milli takımda doğru düzgün oynamadığı düşünüldüğünde pek de katkımız olmadığı söylenilebilir.

Peki ya bu böbürlenme nerden geliyor? Daha doğrusu bize ne oluyor? Bu oyuncuların o seviyeye gelmesinde neredeyse hiç katkımız yokken , hatta onlara köstek olmuşken ; Türkiye futbolu her geçen gün gerilerken bu böbürlenmenin yersiz olduğunu düşünüyorum. Evet bu oyuncuların destekçisi olalım , hep yanlarında olduğumuzu hissettirelim ama asla onları bu noktaya biz getirmiş gibi davranmayalım. Onlar buraya tırnaklarıyla kazıyarak geldiler. Bunu bilmeliyiz ve efendi efendi desteklemeliyiz.

Nuri Şahin isminin üstünde özellikle durmak istiyorum. Milli takımda bu oyuncuyu düzenli bir forma şansı dahi verilmedi. Anlamakta hala güçlük çekiyorum.Neden böyle bir yıldız milli takımda düzenli oynayamaz? Milli takım bu kadar kötü giderken , böyle bir yıldızdan nasıl tam verim alınamaz açıklanması mümkün değil. 


Türk futbolu neden böyle yıldızlar yetiştiremiyor? Neden Türkiye'de yetişmiş oyuncular bu düzeye yükselemiyor? Bunun bir çok sebebi mevcut sanırım. Ama oyunculara temel kişilik ve futbol eğitimini veremediğimizi düşünüyorum. Onun dışında henüz çok genç yaşta bu oyunculara ağır yükler yükleyip , onları yıldız havasına sokuyoruz. Daha gelişimini tamamlamadan bu oyuncular bu ağır yükler altında eziliyor ve bir an önce büyümek isteyen çocuklar gibi şımarıyor.Hiddink'te tıpkı böyle düşünüyor ve sürekli gurbetçi oyıncularla ilgilenip onları ikna etmeye çalışıyor.Ömer Toprak , İlkay Aydoğan gibi isimler gelecekte yeni Nuri ve Hamitler olabilecek potansiyele sahip , bunu çok iyi biliyor Hiddink. Bu politikanın yanlış olduğunu söylemek de oldukça zor. Umarım bir gün biz de yaptığımız hatalardan ders alırız ve kendi ülkemizden oyuncuları Real'de , Barcelona'da görürüz.

Abdullah Yavuz


Johan Elmander Galatasaray'da! | Elmander'i Tanıyalım | Elmander Kimdir?

1.88 boyunda 29 yaşındaki İsveçli yıldız futbolcu Johan Elmander , bu sabah erken saatlerde Galatasaray ile sözleşme imzaladı. Kariyerinde Brondy , Feyenoord , Nac Breda , Tolouse ve Bolton gibi takımlar bulunmakta. Touluse'dan Bolton'a € 8.2 Milyon gibi rekor bir fiyata gelen Elmander , 2008 yılından bu yana Premier Lig'de forma giymekte. Bolton kariyerinde 97 maçta 19 gol attı.Saha içerisinde sürekli kanatlara deplase olan Elmander , gezici olarak adlandırılan bir santrafor tipi. Fiziksel açıdan daima kendini diri tutmayı başaran Elmander , çok fazla sakatlık problemi de yaşamamıştır. Topla birlikte dikine koşabilen , kaleye uzaktan şut atabilen ve oyunu kanatlara açabilen bir santrafor tipi. Fiziği , dar alanıdaki tekniği ve oyun zekası ile stoperler için tam bir baş belası.
Elmander , Bolton kariyerinin zirvesini bu sezon yaşamıştır. Sadece 1 maça çıkamayan Elmander 10gol 5 asist ile yıldızlaşmıştır.
2002 yılından bu yana taşıdığı İsveç milli takım forması ile de 52 maçta 14 gole sahip.

İşte Resmi Açıklama :
İşte Elmander ve  Golleri : 


Abdullah Yavuz